Merhabalar!

149

Kadim dostum, 30 yıllık meslektaşım Cahit Akyol’un davetine “hayır” diyemezdim. 4 yıllık bir aradan sonra klavyenin başına tekrar geçtim.

30 yıllık gazeteciyim. Ama turizm bana yabancı değil. 1980’lerin başında meslekten bir arkadaşımla birlikte bir seyahat acentesi kurmuş, “incoming” yapmış, hatta bir sezon Ege sahillerinde bir tatil köyü işletmiştik. Güzel günlerdi.

“Turizm” ne zaman ortaya çıktı, mucidi kimdir, hiç düşündünüz mü?

Araştırmacılar turizmin Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıktığını düşünüyorlar. Tabii ki bu anlamda (modern anlamında) turizm ‘seyahat’ten farklı bir şey, çünkü erekliği (gayesi, hedefi, misyonu) farklı. Turistin seyyahtan farkı, maksadının sadece bir yerden bir yere gitmek, sadece görmek değil, öncelikle dinlenmek, eğlenmek olması.

Neden Sanayi Devrimi ile bağlantılı, derseniz, sanayide insanlar ücretli yani mesaili çalışmaya başlayınca “çalışma zamanı – geriye kalan zaman” diye bir ayrışma ortaya çıkmış. Ve zorunlu ve tempolu çalışan insanın ‘geri kalan zaman da dinlenip, güçlerini toplaması ihtiyacı. (Bu arada 20’nci yüzyılın başında çalışanların elde ettiği ‘ücretli izin’ hakkı da elbette kitle turizmine büyük ivme kazandırmış.)

Ayrıca sanayi üretimine geçilmesi, boş zamanlarda insanların seyahat etmesi, yer değiştirmesi için gerekli ekonomik, teknik ve sosyal şartları da hazırlamış.

Yani Sanayi Devrimi bir anlamda bir Turizm Devrimi’ni yaratmış.

Derler ki Sanayi Devrimi İngiltere’de başladığı gibi, turizm endüstrisi de İngiltere’de 19’ncu yüzyılda doğmuş. Modern turizm İngilizler’in bir icadıdır, özellikle de Thomas Cook’un ilk ‘turizm seyahat acentesini’ kurmasıyla…

Ama Thomas Cook geçtiğimiz günlerde iflas etti ve bir dönem kapandı.

Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. Turizmin de sonu mu geldi? Elbette ki hayır… “Üçüncu Turizm Devrimi” başladı, o kadar…

Neyse, lafı uzatmamak için (TV dizilerindeki gibi “Az sonraaa” diyerek) bunu da bir sonraki yazıya bırakalım.