Pamuk prenses artık akıllandı!

219

Sertifikasız organik ürünler, hileli gıdalar, yanıltıcı etiketler, dış pazardan geri gelen sebzeler, hormonlu meyveler, mikroplastikli balıklar ve daha neler neler… Gezegenin nüfusu hızla artarken tarım alanları ise azalıyor. Ama tezgahlarda yıl boyu aynı sebzeler kısıtlı alanlarda verimi yüksek üretimler size de garip gelmiyor mu? Cevabını bildiğimiz bu soruları bazen duymazdan geliyoruz bazen de kendimize göre uyarlıyoruz yani bir çeşit iç rahatlatma yöntemine gidiyoruz.

Konveksiyonel tarım uygulamaları sırasında tek bir elmaya 11.3, tek bir şeftaliye ise 10 kez pestisit yani tarım ‘ilacı’ atıldığını biliyor musunuz? Bunlar da öyle su ile yıkamakla geçmiyor.  Sahi artık Pamuk Prenses’in akıllanma sırası gelmedi mi?

Yaklaşık 6 ay önce Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Tarafından “Zehirsiz Sofralar” adlı proje yürütülmeye başlandı. Avrupa Birliği Sivil Toplum ((((((Diyaloğu V Programı )))))) kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı ortaklığında yürütülen proje, tarım zehirleri hakkında farkındalık yaratmak, zehirlerinin kullanımını azaltmayı amaçlıyor.  Bir diğer yandan da pestist kullanılmadan da tarım alternatiflerini duyurmayı hedefliyor. 100’e yakın  kurumun bir araya geldiği  ‘Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’ geçtiğimiz aylarda gerek konferans gerek sosyal medya çalışmaları ile daha çok duyulmaya başlandı. Bence günden güne büyüyecek farkındalık yaratacak olan bir proje olacak. Zehirsiz Sofralar Dünya Sağlık Örğütü tarafından yüksek seviyede zararlı ve muhtemelen kanserojen olduğu öngörülen 13 maddenin kullanımının yasaklanması ve 2030 yılına kadar  doğa dostu zararsız tarım tekniklerinin yaygınlaşması ve denetimlerin artması  için 1 milyon imza kampanyası da yürütüyor. Yoksa siz hala imza atmadınız mı?

Kime göre ilaç!

Pestisit, tarım alanları içerisinde mantar, böcek, yabani ot gibi o alanda yetişen ürün dışındaki çeşitlerin gelişmesini engelleyen bir zehirdir.  Böcek ilacı kelimesini ne kadar yanlış buluyorsam tarım ilacı kelimesini de o derece yanlış buluyorum. Çünlü ilaç hali hazırda iyileştirmeye yöneliktir. Kullanılan pestisitler ne direkt tarım alanlarını iyileştiriyor ne de bizi!  Bilakis  geri dönülmesi imkansız tahribatlara yol açıyor. Pestisitler sinir ve hormon sistemine zarar verirken  çeşitli kanser türlerine ne neden oluyor. Çocuklarda öğrenme ve dikkat eksikliğini artırıken tarım alanları ve su kaynaklarını da hızla tahrip ediyor. Biyolojik çeşitliliği azaltıyor.’ Açlığa çare!‘ diyerek masum gösterilmeye çalışılsa da açlığa da çare olmadığı ortada.  Geçtiğimiz yıl dünya genelinde 3.8 milyon ton pestisit kullanıldı. Türkiye’de son 10 yılda kullanılan pestisit miktarı 22 bin ton artış gösterirken çiftçi sayısı 500 bin azaldı. Son 15 yılda ise Türkiye’de 3.5 milyon hektar tarım alanı yok oldu. 

Sirke çözüm değil

Kereviz, biber, armut, çilek, elma, ıspanak kiraz, üzüm, şeftali, ahududu, marul pestisitten en çok etkilenen sebze meyveleri oluşturuken,  mango, kivi, papaya,ananas, karpuz, kavun, avokada ise daha az etkilenen grupların başında geliyor.  Kalıntıları azaltmak için sirkeli su ise çok da etkili bir yöntem değil. Çünkü sebzenin çekirdeğine kadar işleyen zehir çeşidini bilemiyoruz. Bazı gruplar  sirke ile daha çok açığa çıkıyor. Bu nedenle bol su ile yıkamak kabuklarını soymak daha etkili bir yöntem taki pestisitler hayatımızdan çıkana kadar.

Temiz su ve temiz gıda herkesin hakkı. Ne yediğinizi bilin zehirsiz sofralarınıza sahip çıkın.