Yeni trend “Yavaş Turizm”

328
Maya Beach Tayland

Turizm son yıllarda dünyada öyle bir gelişti ki, neredeyse turizmcileri bile bir korku aldı. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre 2000 yılında 700 milyon olan turist sayısı bugün iki katını, çıktı. 1,5 milyarı geçti.

Pazara yeni müşterilerin (özellikle de Uzak Doğulu turistlerin) girmesi, dünyanın pek çok bölgesinde çalışma saatlerinin azalması ve low-cost taşımacılık ve otelciliğinin gelişmesi pazarın patlamasına neden oldu. Ve büyüme kısa vadede yavaşlayacak gibi de görünmüyor.

Paria Kanyon ABD

Doyma hatta taşma noktasına gelindi

Ne güzel diyeceksiniz. Turizmciler kazanıyor, hizmet sağlayıcılar kazanıyor. Ekonomi kalkınıyor. Ama o kadar basit değil. Kitle turizmi, belli bir boyutu aştıktan sonra kent merkezlerini, doğal alanları ve ören yerlerini doyma (hatta taşma) noktasına getiriyor.

Venedik, Split, Barselona gibi kent sakinleri artık turizmden şikâyet eder hale geldi. Mısır Piramitleri, Machu Picchu (Peru) hatta İsviçre aşırı-turizm den homurtular başladı.

Barselona

Medyanın, özellikle sosyal-medyanın etkisiyle oluşan kamuoyu baskısı hükümetleri, belediyeleri müdahale etmeye zorluyor. Venedik, Dubrovnik gibi turistik kimi kentler turist sayısını kısıtlamak için ‘giriş ücreti’ talep etmeye başlıyor. Kolorado-ABD’de The Wave (Dalga) olarak bilinen kanyona giriş kurayla belirleniyor. Günde sadece 20 kişiye izin veriliyor. Daha katı tedbir alanlar da var. Leonardo DiCaprio’nun başrolünü oynadığı “Kumsal” filminden sonra patlayan talep yüzünden Tayland Hükümeti ünlü Maya Körfezini turizme yasakladı. Daha önce sitemizde haberini okudunuz, Japonya’nın Kyoto kenti, iş tacize varınca, Gion mahallesinde geyşaların fotoğrafını çekmeyi yasakladı.

Maksat turizmi öldürmek değil, korumak

Elbette yöneticilerin amacı turizmi baltalamak değil. Aksine, kalıcı, çevreye saygılı ve sürdürülebilir bir turizm için, turizmi zamanda ve mekânda daha iyi dağıtacak yeni düzenlemelere gitmek.

Venedik

Ve, kitle turizmi giderek daha çok eleştirildiği için ‘eko-turizm’ yeni moda oldu. Yani çevreye ve yaşam alanlarına (ve o bölgede yaşayan halka) daha saygılı bir yeni turizm anlayışı.

Kimi acenteler özellikle yerel halkla daha iyi iletişim ve dayanışma sunan paketler öneriyorlar. TUİ 2020’de ‘yeşil kentler’ diye tanımladığı 7 kenti (San Francisco, Reykjavik, Vancouver, Ljubljana, Hoi An, Kopenhag, Flagstaff) tavsiye ettiğini duyurdu.

2020’de radikal bir değişiklik beklenmese de, uzmanlar, kitle turizminden kaçış, alternatif konseptlerin gelişmesini bekliyorlar. Yani ‘yavaş turizm’. Koştura koştura değil, yavaş yavaş, gezilen yerleri ve halkı daha iyi tanıma, günlük hayatına daha iyi katılma imkanı veren bir anlayış. Bu trendle beraber, kitle turizmine ayak uyduramamış, turizm altyapısı çok gelişmemiş ‘marjinal’ destinasyonların yeniden ilgi göreceği de tahmin ediliyor.