Rüya’nın konserleri “rüya” gibi

8474

Rüya Taner piyanist. Hem de başarılı ve uluslararsı konserleri ile iyi bilinen bir piyanist. Özellikle de İngiltere’de verdiği konserler ile müzik piyasasının dikkati çeken Kıbrıslı sanatçı, dünyanın her yerinde resitaller veriyor. Biz de, sitemiz de bize kendisi anlatmasını istedik. İşte Rüya Taner ve hakkında bilinmeyenler.

Rüya Taner kimdir? Bize anlatır mısınız?

Müzisyen bir aileye doğdum. Babam orkestra şefi ve piyano eğitmenidir. Çok küçük yasta ailem yeteneğimi fark etmiş. Babam beni müzikle tanıştırmış. İlk müzik eğitimimi babamdan almışım. 7 yaşımda ünlü besteci ve piyanist Mithat Fenmen’dan ders almaya başladım. Bu üç yıl sürdü. Ankara Devlet Konservatuvarına başlama hazırlıkları yaparken hocam vefat etti. Sonra değerli piyano üstadı Tulga Cetiz ile öğrenime devam ettim. Bu eğitim bir yıl sürdü. Ardından yaz tatili için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine döndüm. O yaz İdil Biret konser için Kıbrıs’a gelmişti. Beni onunla tanıştırdılar. Piyanoda birkaç eser çaldım. İdil Biret’in Türkiye de ‘çok yetenekli çocuklar’ yasası olduğundan söz etti. Onun önerisi ile KKTC de bu yasanın geçmesiyle devlet bursundan yararlandım. 11 yaşımda İngiltere’ye gittim. Londra’nın en iyi okulu olan Guildhall School of Music and Drama da Joan Havill ile çalıştım. 4 yıllık müzik eğitimimin ardından mastır yaptım. Burada, öğrencilere çok ender olarak verilen “Konser Piyanisti” unvanı ile mezun oldum. Eğitimim süresince İngiltere de birçok yarışmalara katıldım. Ancak maalesef KKTC’nin o dönemlerde de yaşadığı politik ambargolar nedeniyle uluslararası yarışmalara katılamadım. Bunları açığını konserler vererek, kendimi daha iyi yerlere götürmek için çaba harcıyorum.

Müzik yolculuğunuzda ailenizden büyük destek görmüşsünüz anladığım kadarı ile. Bu destek devam ediyor mu?

Ailem benim için küçükken ne fedakârlıklar yapmışsa halen de yetişebildikleri oranda yanımda oluyorlar. Onlar hayatlarını benim için feda ettiler. Babam, kurucusu olduğu Devlet Senfoni Orkestrası şefliğini, annem de bankacılık mesleğini yarıda bırakarak İngiltere ye benimle geldiler. Bu çok uzun süreçte benim hep yanımda oldular ve oluyorlar… O kadar büyük bir rekabet içerisindesiniz ki bir yerden sivrilmek gerçekten ayrıcalıklar barındırırsanız fırsata dönüşüyor. Evet, mesleğim çok zor… Ama mesleğimi hiçbir şeye değişmem. Dünyaya bir kez daha gelirsem yine ayni mesleği yaparım. Müzik benim her şeyim. Piyanom benim elim ayağım gibi bir uzvum…

Müzik sevginiz genetik gibi değil mi?

Bir anlamda evet haklısınız. Genetik galiba. Neden derseniz? Rahmetli Büyükbabam Kıbrıs’ta bandonun kurucusuydu. Hayatı hep mücadele içinde geçti. Babam bir kuşak sonra Ankara da Zuchmayer döneminde yetişmiş ve Almanya da şeflik eğitimi almıştı. Kısaca genetik olarak müzik var bende. Şimdi ben onlardan biraz daha öteye uzanmaya çalışıyorum. Bu nedenle de kendimi çok şanslı hissediyorum.

İlk resitaliniz nasıl gerçekleşti?

İlk resitalimi 7 yaşımdayken Bayrak Radyo Televizyonu’nda verdim. Sonrasında Londra da eğitim gördüğüm ilk yıllarda yine Kıbrıs’a dönerek resital verdim. İlk yurtdışı resitalim ise Budapeşte de rahmetli Büyükelçi Asaf İnhan in himayesinde olmuştu. O günden bu yana 85 ülkede sahneye çıktım.

Sizi en fazla etkileyen konseriniz hangisiydi?

En çok etki yapan konserim babamın şefliğini yaptığı orkestra solisti olduğum konserdi. O unutulacak gibi değildi. Diğerleri ise öğrencilik yıllarımda, ünlü Fransız Piyanist Pascal Roge (Nice)’nin kurslarına katıldığım ve Kuzey Kıbrıs Bellapais Manastır’ında onunla birlikte vermiş olduğum iki piyano resitali unutulmayacaklar arasında. Bu konser müzik çevrelerince büyük yankı uyandırdı. Diğerleri ise “Ulusal Mozart Yarışması”, ”Oxford ve Hatfield Yarışmaları”, “Franz Liszt Yorumları” birincilik ödülleriyle, 1998 “Wigmore Hall”’da vermiş olduğum Debut resitalidir.

Başka nerelerde konserler verdiniz?

Londra’da St. Johns Smith Square Hall ve Fairfield Hall gibi İngiltere’nin ünlü salonlarında konserler verdim. Ülke olarak da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye başta olmak üzere, ABD, Almanya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Belçika, Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Fransa, Hollanda, Letonya, Lüksemburg, İran, İskoçya, İsrail, İsviçre, İtalya, Macaristan, Mısır, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Şili, Tunus, Türkmenistan, Umman, Ukrayna ve Yunanistan’da solo resitaller oda müziği konserleri verdim.

Hangi orkestralardı bunlar?

Konser vermiş olduğum orkestralar arasında Türkiye Devlet Senfoni orkestrası, Macaristan MAV Orkestrası, Belçika Kraliyet Orkestrası, Ukrayna, Bosna Hersek, Makedonya Filarmoni Orkestraları, Bulgaristan Opera Orkestrası, Minsk Oda Orkestrası, Selanik, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan Senfoni Orkestraları ve Umman Sultanlık Orkestrası var.

CD’leriniz de var değil mi?

Evet, 1996 yılında Brüksel’de “Mozart Piyano Konçertosu No21”, 1998 de “Wigmore Hall Debut Resitali” canlı kayıtları ve 2003 yılında Prag’da Rudolfinum Salonundaki ilk stüdyo kaydı olan “Avrupa’nın Tatlı Suları” başlıklı CD’lerim var. Bunlar müzik çevrelerinden büyük övgü almakta.

Gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisi?

Mutluluk duyduklarım çok ama henüz gurur duyduğum yok.