Ölümcül Korona Korkutmadı Ölüm Demiryolu Ürpertti

987

Bir tarafta ölümcül Korona Virüsü tehdidi, diğer tarafta görev aşkı. Sonuçta hangisi galip geldi sizce?

Ferzan ÜNLÜSOY

APG Network’ün yönetim kurulu toplantısının Tayland’ın başkenti Bangkok yakınındaki Kanchanapuri’de yapılacağı  fikri, başlangıçta tüm yönetim kurulu üyelerine çok cazip gelmişti. Toplantı günü yaklaştığında herkesçe malum Korona Virüsü endişesi başladı. Bazı üyelerimiz çeşitli bahaneler ile katılmaktan son anda vazgeçti.

Ben ise bir an bile tereddüt etmeden görev aşkı ile yola koyuldum. Tabii ki ailemin ve arkadaşlarımın tüm uyarılarını da kulak arkası etmeden uçak içlerinde ve kalabalığın olduğu yerlerde maskemi kullanmaya söz vererek…İlk durağım olan Bangkok’a pek çok kez gitme şansım olmuştu. Çünkü, Thai Havayollarını 26 yıldan beri Türkiye’de temsil ediyoruz da ondan. Ancak benim rotam bu sefer Kancahanapuri’ydi. Gidene kadar hakkında hiçbir fikrim yoktu. Şansımıza yönetim kurulu üyeleri için yarım günlük gezi planı düzenlemişti.

“Onca yol gelmişken civarı görmeden geriye gitmek olmaz” düşüncesiyle geziye katıldım. Katılmasına katıldım da, gördüğüm ve öğrendiğim şeyler karşısında donup kaldım.Ben bilmiyordum, eğer sizde bilmiyorsanız gelin yazının bu bölümünü dikkatle okuyun.

10 BİN KİŞİYİ RAYLAR ÖLDÜRDÜ

Rehberimiz önce bizi Tayland – Burma Demiryolunun yapılma hikâyesini anlatan ve o döneme ait resimlerin bulunduğu açık hava müzesine götürdü. Girişte yaptığı konuşmada bu müzenin esas adının “Ölüm Demiryolu Müzesi” olduğunu söyledi. Hepimiz pür-dikkat kesildik. Müzede yüzlerce fotoğraf vardı. Her bir fotoğraf yaşanan acıyı, çekilen çileyi, ölümün soğuk nefesini enselerinde hisseden insanların yüzlerindeki panik ve endişeyi anlatıyordu. O dönemi çok iyi yansıtan fotoğraflar ve sergilenen belgelerde çalıştırılan işçilerin pek çoğunun 2’nci Dünya Savaşı sırasında esir düşen askerler ve mahkûmlar olduğu görülüyordu.  

NEDEN RAYLARDA ÖLDÜLER?

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Japon İmparatorluğu Güney Doğu Asya’yı ele geçirmiş ve Hindistan’a ulaşıp oraları da işgal etmek için bu demiryolunu yapmaya karar vermiş. Demiryolunun toplam uzunluğu 550 kilometre olarak planlamış. Raylar bölge, bölge parçalara bölünerek döşenmiş. Daha sonra birleştirilmiş. Demiryolu inşaatı 1942-1943 yılları arasında 16 ay sürmüş. Demiryolunun inşaatında yaklaşık 60 bin esir çalıştırılmış ve 10 bin den fazla kişi bu inşat sırasında ölmüş. Neden ölmüşler derseniz? Ağır çalışma koşullarında zorla çalıştırılmışlar. Günde sadece 2 kez küçük kaplarda pirinç lapası yedirilmiş. Pislik, açlık, hijyen eksikliği ve tıbbi malzeme yokluğuna bir de Japon ve Koreli muhafızları acımasız dayakları eklenince binlerce kişi dizanteri, enfeksiyon ve yetersiz beslenmeden ölmüş.

Müzede bir maket

Ölenlerin yaklaşık yüzde 80’i Birmanya, Malay ve Tamil vatandaşlarından oluşan Asyalı köle işçilermiş. Geri kalanların yüzde 20’lik bölümü ise Amerikalı, Avustralyalı, İngiliz, Hollandalı ve Hintliler oluşturmuş.

Bu müze kan donduran, insanı geçmişe, o ünlere götüren, ihtirasın, vahşetin, savaşın tüm gerçeğini yüzünüze çarpan bir müzeydi.

Dünyanın çeşitli ülkelerde gezdiğim onlarca müze içinde burasını dağarcığımda ayrı bir yerde konumlandırdım. Çünkü beni kötü hissettiren bir duyguyu burada yaşadım. Müzeden hızlıca çıktım. Bir taşın üzerine oturdum düşündüm. Sonra rehberimiz bizi Kwai Nehri üzerindeki köprüden caddenin hemen üzerinde Kanchanaburi Savaş Mezarlığına götürdü.

Anıt mezar

Bu mezarlık, “Ölüm Demiryolu”nun inşası sırasında ölen yaklaşık 7 bin Avustralya, İngiliz ve Hollandalı için yıllar sonra düzenlenmiş. İlk gömüldükleri yerde kalıntıları bulunarak anıt mezarlığa taşınmışlar. Mezar taşlarındaki ölen kişilerin bilgilerini okuduğumda 20’li yaş civarındaki gencecik delikanlıların bu raylar için öldüğünü öğrenmek yüreğimi çok acıttı…

Gördüklerimin etkisinden kurtulmak için her turistin yaptığı gibi Kwai Küprüsünü bir baştan diğer başa yürüdüm. Aynı zamanda da 1957 yılında Amerikalılar tarafından çevrilen Kwai Köprüsü filmini hayalimde yaşattım.

Sonra Allah’a bir kez daha şükür ettim. Günün kavuşmasına çok az kalmıştı ve bu anı yakalamaktan başka bir şey düşünmek istemedim… Ölümcül Korona korkutmadı ama

“Ölüm Demiryolu” ürpertmişti.