Keşke…

3103

Önceki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan “2020 yılı turizmde hedef 58 milyon turist ve 41 milyar dolar turizm geliri” dedi. İnşallah, diyelim inşallah… Şu garip memleketim biraz huzur bulsa…

Serdar DEVRİM

Ailemin bir Fransız yarısı var. Akrabalar değil, hısımlar. Yani kan bağı değil, evlilik bağı. Eşimin ailesi. 40 yıldır hemen her sene birkaç gün misafir ederiz İstanbul’da. Eskiden kayınvalidem ve kayınpederim gelirdi, göçüp gittiler. Ara sıra baldızım gelirdi, kocasıyla. O da bizi erkenden terk etti. Sağ olsun kayınbirader ve gelin gelmeye devam ediyorlar bizi görmeye. Eh, 25-30 kere gelince İstanbul’un ıcığını cıcığını öğrendiler artık.

Birkaç senedir “Gelmişken bari üç beş gün bir yere kaçalım” diyorlar.a bir sahil otelinde İtalyanların dediği gibi ‘farniyente’ yani plajda serilip yatmak, ya da biraz turizm yapmak istiyorlar. 5 yıldızlı oteller bana göre değil, kaytarıyorum. Ama farklı bir yere gitmek isterlerse, hem birlikte olmak, hem şoförlük ve rehberlik yapmak için ben de katılıyorum.

2010 yazıydı, “Hadi Serdar senin de görmediğin bir yere gidelim bu sefer” dediler. Gençliğinde her sene sırt çantasını alıp otostop çekmiş, sonra yıllarca turizm ve ardından 25 yıl gazetecilik yapmış Serdar’ın ‘görmediği yeri’ nasıl bulacaksın (ki var, anlatacağım)?

– Vallahi seçimi bana bırakıyorsanız, Suriye-Ürdün yapalım.

– Neden olmasın? Hadi organize et, dediler.

Ama o tarihte kovulmamışım, aktif gazeteciyim. Haberlerin içindeyim. Ürdün ve Suriye fikri benden çıktı ama bir kuşku düştü içime:

– Arkadaşlar, Suriye iyi gitmiyor, ben tırstım.

– Hayırdır?

– Bir iç savaş patladı, patlayacak. Gelin su sevdadan vazgeçelim…

Gerçi gidip gelecek vaktimiz varmış ama… Kehanetim 7-8 ay sonra gerçekleşti ve Suriye karıştı. Gezip görmek istediğimiz tarihî şehirler yerle bir oldu, ne yazık ki. 2013 yılıydı. Bu kez baldızım yalnız geldi tatile. Ona deniz ve plaj uymazdı, çünkü Karayipler de yaşardı, senenin 12 ayı yaz ve her yer kumsal. “Hatay, Antep, Urfa yapalım. Değişiklik olsun” dedik. Haziran başı için program yaptık. 11 Mayıs’ta Reyhanlı’da iki kalleş saldırı oldu, iki bomba patladı ve 52 insanımız öldü. Neyse aldız yürekli çıktı da programı değiştirmedik.

Önümüzdeki Mayıs gene kayınbiraderle eşi ve Fransız bir çift, arkadaşlarımız, 10 günlüğüne bize geliyorlar. Ta geçen seneden plan program yaptık: 3 gün Hatay dedik. Dediydik daha doğrusu…

* İhtiyar Salomon, yanında uyuyan karısını sarsarak uyandırmış:

– Yahu Raşel, biz Polonya’da yaşarken, komşu köyden gelip evimizi yaktıklarında, sen benim yanımdaydın, değil mi?

– Evet Salomon, elbette yanındaydım.

– 1942’de Paris’te polis evimizi bastı, bizi Naziler’e teslim etti; yine beraberdik…

– Evet Salomonum…

– Auschwitz’de de öyle…

– Evet Salomon!

– Sahi bak, toplama kampından zor bela kaçıp, üç gün karlı dağlarda gezdikten sonra SS’lere yakalandığımızda da beraberdik…

– Evet Salomon, beraberdik.

– Yahu Raşel, sen bana uğursuzluk getiriyor olmayasın sakın?

Bilmiyorum uğursuzluk bende mi? Keşke öyle olsa!..

Daha önceki hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan “2020 hedefi 58 milyon turist ve 41 milyar dolar turizm geliri” diyordu.

İnşallah, diyelim inşallah…

Şu garip memleketim biraz huzur bulsa…

(Ciğerimiz yandı. Dün 36 fidanımızı toprağa verdik. Nûr içinde yatsınlar! Mümkün değil ama, anacıklarına, babacıklarına, yavuklularına sabır diliyorum…)