Düztabandan İş İnsanı Olmaz

4168

Konunun turizmle, seyahatle ne alakası var? diyeceksiniz. Bir şekilde bağlarız sonunda alimallah. İşadamı olmak, para kazanmak – çok para kazanmak – istiyorsan, birinci kural, dinin imanın para olacak. İşinle yatıp işinle kalkacaksın. Günün 24 saati parayı düşüneceksin. Başka hiçbir şey düşünmeyeceksin.

Serdar DEVRİM

Benden kat be kat iyi olsa da kötü bir iş insanı olan babam, “Para güzel kadın gibidir” derdi ve eklerdi. “Deliler gibi peşinden koşmazsan sana yüz vermez…”

Kapitalizm tarihinin şüphesiz en başarılı iş insanı adamı (dünyadaki ilk trust Standard Oil’un kurucusu ve Financial Times’a göre, tabii ki krallar vs hariç, gelmiş geçmiş en büyük servetin sahibi) John D. Rockefeller mesela böyleydi.

Onun için her şeyin ‘dolar’ cinsinden bir değeri vardı. Dolar’dan başka değer ölçüsü bilmezdi. Tabii ki paraya tapmak yeterli değil. Büyük paralar kazanmak için başka ‘meziyetler’ de gerekti. Dibine kadar bencil olmak; kimsenin gözünün yaşına bakmamak; her fırsatı çok iyi değerlendirmek; arkası sağlam olmak (özellikle devletle arası iyi olmak); kanunlar, kurallar, ahlâk gibi gereksiz şeylere çok kafayı takmamak, vs, vs…

Rockefeller de bu tanıma tıpatıp uyanlardandı. Ancaaak, bir şart daha var ki, belki de en önemlisi bu: ŞANSLI OLMAK İsmi önemli değil, bir zamanlar Türkiye’de vergi rekortmeni olan bir iş insanı için mali müşaviri “Abi, adamda inanılmaz bir kısmet var, diyordu. Tahsil edemediğimiz bir alacağa karşılık istemeye istemeye bir arsa devraldık, altı ay sonra önünden yol geçti değeri 50 katına çıktı.” (Tabii ki ‘başarılı’ denilen iş insanlarının çoğu ya o yolun oradan geçeceğini önceden bir şekilde öğrenir, yahut da geçmeyecek yolu bir şekilde oradan geçirir, o başka. Ama bu, genellikle, ‘belli bir büyüklüğe geldikten sonra’ mümkündür. Servete servet katmak için.)

Rockefeller de, tamam fırsatları mükemmel değerlendirmiş, tamam ileriyi görerek kendi fırsatını kendi yaratmıştır ama… ‘büyük bir iş insanı olacakken ‘dünyanın gelmiş geçmiş en zengin iş insanı olmasını inanılmaz kısmetine borçludur. Sadece sonuncusunu ve en önemlisini söylemekle yetineceğim. Standard Oil Trust 19.yy’ın sonunda ABD’nin ve dünyanın en büyük petrol rafinaj şirketidir. Piyasanın neredeyse tamamına hâkimdir. Rockefeller çok genç olmasına karşın ABD’nin en zengin adamlarından biridir. O tarihte petrol esasen gaz yağı olarak yani aydınlanmada kullanılmaktadır. Ancak, Edison elektrik ampulünü icat eder, Standard Oil Trust’ün kurulduğu yıl, 1881’de ilk şirketini, Edison Illuminating Company’yi kurar. Ardından batılı kapitalistler para koyup 1886’da Edison Company’yi kurarlar. Şehirler, işyerleri ve sokaklar elektrikle aydınlanmaya başlar. Yani John D. Rockefeller ve Standard Oil’un sonu yakındır… zannedin siz. Edison’un başmühendisliğini yürüten genç bir adam, benzinli motorlar üzerinde uzun denemeler yaptıktan ve ilk kurduğu şirketi batırdıktan sonra 1903’te bazı yatırımcılarla birlikte bir şirket kurar. Bu genç girişimcinin adı Henry Ford, kurduğu şirket de Ford Motor Company’dir. 1908’de piyasaya çıkan Ford Modell T yirmi yılda 15 milyon adet satılır. Kısa sürede benzin motorlu otomobil bir ‘yaşam biçimi’ haline, petrol de ‘dünyanın en stratejik ve en büyük sektörü’ haline gelir. Peki bu sırada dünya petrol tekeli kimin elindedir, bu işin kaymağını kim yer? John D. Rockefeller tabii ki…

* 1970’ lerin başında bir şirket kurduk ve Cumhuriyet’in 50. Yılı için mükemmel bir ansiklopedi hazırladık. Türkiye 1923-1773 Ansiklopedisi. Varımızı yoğumuzu bu işe yatırdık, evi hipotek ettirdik, kağıt bulmak için (ithal etmek zorundaydık) banka kredisi aldık, gazetelere peşin para sayfa sayfa ilan verdik, TRT’ye çuvalla para verip – tabii ki peşin – reklam kuşağı satın aldık ve okulların açılışına yakın piyasaya çıkmak için Ağustos ayına odaklandık. Nefesimizi tuttuk, her şeyimizi buna bağlamıştık. 23 Temmuz 1974 Pazartesi günü ilanlarımız çıkmaya, reklamlarımız dönmeye başlayacaktı. 20 Temmuz 1974 Cumartesi sabahı Türk Ordusu Kıbrıs’a çıktı. Ne ilanımızı okuyan, ne reklamımızı gören… ‘Dönebilmek için’ asgarî 100.000 abone üzerine yapmıştık planlarımızı. 800 kişi abone oldu.

* Kendi ‘iş hayatım’la ilgili (bir müddet, gazeteciliğe teslim olmadan önce, kendi işimi kurmaya çalıştım çünkü ben) size böyle 3-4 tane daha ‘düztabanlık hadisesi’ anlatabilirim. Bir tanesini anlatayım, konuyu da bir şekilde turizme bağlamış olurum: 1980’lerde turizm işine girdim, zorla sokuldum daha doğrusu. İşi kısa zamanda öğrendim, işlerimiz çok işi gidiyordu, çok büyük bir balık yakaladık, muhteşem bir sezon geçirdik, daha da iyi bir sezon için bağlantılar yaparkeeeeeen, büyük ortağımın aile düzeni çöktü, depresyona girdi, saçmaladı ve yollarımızı ayırdık.

“Düztabandan iş insanı olmaz” demem bundandır.

* Başta işini yeni kuranlar olmak üzere turizm sektöründe iş yapan herkese şu coronavirus günlerinde şans ve kolaylık diliyorum.