Turizmde Covid Sonrası Davranış Biçimleri

2099

Banker Bilo’da hani Şener Şen’in muhteşem bir repliği vardır, saftirik Bilo’ya her türlü kazığı atar, her türlü hırsızlığı rezilliği yapar, yakalanınca da zeytinyağ gibi üste çıkmaya çalışır: “Yaptım, ama hele bir sor neden yaptım!” Ben de aşağıda yazacaklarımı yabancı bir internet sitesinden aşırdım ama “Hele bir sorun, neden aşırdım!”  

Burada, mümkün olduğunca turizm ile ilgili şeyler yazmak gerek. Değil mi yani? Bilgim ve tecrübem sıfır değil ama, uzman da değilim. Aşağıdaki tahminlerin önemli olduğunu anlayabiliyorum en azından. Şimdi bunları ben düşündüm ve yazdım deseeeem, ayıp. Haber gibi yapıp göndersem, “şu siteden aldık” diye haber yapmak bize yakışmaz. Eh, hanidir de burada bir şeyler yazamadım… En iyisi dürüstlük edip “Bakın ilginç bir yazı okudum, sizinle paylaşıyorum” demek en doğrusu.

Yazının sahibi meslektaşım bana kızmaz umarım.

Touriscopie adlı blogda Josette Sicsic “Yarın turizm sektörü: Turizmde Covid sonrası olası davranış biçimleri” başlıklı bir araştırma yapmış. Siscic “Turizm sektöründe davranışlar ve uygulamalar ve bunların gelişimi” konusunda uzman. Tüketici anketlerine ve uzman görüşlerine başvururuk yapılmış bir tahmin bu. Sanırım profesyonellerin ilgisini çeker.

1. Çevre hassasiyeti çok artacak

Bu kriz, çevrenin önemine ve insanların hassasiyetine tavan yaptıracak. Kentlerin gürültü / çevre kirliliğine tahammül azalacak, yeşile ve güzel doğa kokularına özlem artacak. Bunun için herkes aynı şeyi söylüyor: Yeni bir büyüme modeli şart. Fransa’da anketler yüzde 55 ile ‘çevreci ütopya’nın insanların diğer beklenti ve hayallerinin önüne geçtiği gösteriyor. İkinci sırada yüzde 31 ile ‘güvenlik ütopyası’ (özellikle sağlık, gıda vs), üçüncü sırada ve çok gerilerde (eskiye nazaran çok gerilemiş olan) ‘teknoloji ütopyası’ geliyor. Yüzde 14. Oysa Birleşmiş Milletler gelecekte insanların birinci önceliğinin / hayalinin teknoloji olacağını öngörüyordu.

Yani? Yani turizm profesyonelleri için ‘ekolojik duyarlılık’ demek ki artık olmazsa olmaz.

2. Yeşile dönüş: Şehirler gözden düşüyor

Aynı eğilim emlak sektörünü de etkiliyor: İnsanlar şehirden uzaklaşıp yeşil banliyölerde, kırsal kesimde yerleşmek için ev arıyor. Tabii ki bu eğilim geçici bir moda olabilir ama insanların büyük kentlerden ve kentin getirdiği olumsuzluklardan (ve bu arada kalabalık şehirlerin yeni pandemi risklerinden) kaçmaya çalıştığı muhakkak.

Yani? Büyük kentlere olan ilgi devam edeceğine göre, turizm profesyonelleri büyük kentlerin her zamanki cazibesi ile çelişkili bir takım talepleri de dikkate almak zorundalar : Sakinlik, yavaşlık (slow city), yalnız kalabilme… Tabii ki bu eğilim dağ ve kırsal turizminin ekmeğine yağ sürecek.

3. Bir yerden bir yere ‘çevreci/sağlıklı’ gitmek

Çevreci-sağlıklı taşıtlar çok moda. Mesela bisiklet talebinde patlama görülüyor. Sadece toplu taşımadan kaçıp bulaşma riskini azaltmak için değil, ekonomik, ekolojik ve sağlıklı olduğu için de. Bisiklet yollarını düşünmüş ve açmış kentler 1-0 önde.

Bilgi için, İntersport mağazalarında, Fransa’da, günde ortalama 4 bin bisiklet satılıyor şu günlerde. Geçen senenin 2,5 katı.

Yani? Kentlerde, turistik tesislerde (içinde ve çevrede gezmek için) elektrikli veya değil bisiklet sunmak (tabii bakım noktalarını ihmal etmemek) bir + olacak.

4. İyi yemek, sağlıklı yemek, yerel yemek

Bu ekonomik krizde cirosunu arttıran nadir sektörlerden biri “yerel gıda ürünleri”.

Bir yandan yemek (yemek yemek) eskiden olduğu gibi “hoşça vakit geçirilen bir zaman, bir keyif” olarak algılanmaya başlandı, bir yandan da yemek sofrasının “insanlarla hoş vakit geçirilip iletişim kurma” (conviviality) fırsatı olduğu hatırlandı. Ve, aynı zamanda, sağlıklı beslenmek, yerel üreticilere destek olmak ve dünyamızı korumak gibi kavramlar önem kazandı.

Fransa’da anketler tüketicilerin yüzde 47’sinin (35 yaş altı gençlerde yüzde 60) ekolojik / organik beslenme kararı aldığını, yüzde 76’sının ‘Made in France’ yani yerel ürünleri tüketmeyi yeğlediğini gösteriyor.

Yani? Yani, turizm sektöründe restorasyon önemli bir gelir kalemi olduğuna göre, “çevreye duyarlı ve yerel beslenme” kartı sonuna kadar oynanmalı. Eğer bir açlık krizi doğmazsa (ki mümkün), Corona’dan sonra artık eskisi gibi beslenmeyeceğiz.

5. Krizin beklenmedik bir galibi: Temassız

Pandemi önlemleri hafifletilse de, farkındaysanız el sıkmak, sarılmak, öpüşmek gibi kimi alışkanlıklardan epey uzaklaştık. Büyük olasılıkla ‘sosyal mesafe’ iyi kötü alışkanlıklarımızı etkileyecek. Bu durumda (yolsuzluğu önlemek için bankaların ve hükümetlerin de teşvik ettiği) ‘temassız ödeme’ giderek yaygınlaşacak.

Ayrıca ‘sürü psikolojisi’nin süratle geri gelmesi beklenmiyor. İnsanlar bir müddet daha başkalarıyla belli bir mesafeyi korumaya, sükûnet hatta yalnızlık aramaya devam edecekler. Bunu öngören müzeler mesela büyük ve kitlesel sergilere son verdiler. Konserler ve benzeri gösteriler de bu yeni veriye uymak zorunda kalacak.

Yani? Yani kimi tüketiciler yalnızlığı, sakinliği, sessizliği sevmiş olabilirler, talep edebilirler. Her yaşta insanlar. Tesislerde, tatil köylerinde müzik, eğlence, animasyon konusunda bunu unutmamakta fayda var.

6. Kulübe sendromu ve içine kapanma

Kimi insanlar – yalnız veya aileleriyle – ‘eve kapanma’ sürecini sorunsuz atlatırken, kimileri bu süreçten çok etkilendiler ve,  yasakların kalkmasına rağmen, evlerinden çıkmaya, ‘eski alışkanlıklarına’ dönmeye korkuyorlar. Psikologlar bunun da yeni bir pandemi türü olduğunu söyleyerek endişeliler.

Yani? Yani bu insanlar herkesin birden tatile çıktığı dönemlerde kalabalık havalimanlarına, tren garlarına, otogarlara, tıkış tıkış plajlara, yoğun alışveriş caddelerine nasıl tahammül edecekler?

7. Aile bağlarının yeniden güçlenmesi

Sürtüşmeler de oldu ama, genelde eve kapanmak aile bağlarını güçlendirdi.

Bir ankete göre Fransa’da aile bireyleri bu dönemde gayet iyi geçindiler ve çocukların yüzde 79’u nine ve dedelerini çok özlediler. Çocukların yüzde 83’ü bundan böyle büyüklerle daha çok vakit geçirmek istediklerini söylüyorlar.

Yani? Yani daha geniş aileler için, üç kuşağın bir arada olduğu yahut ihtiyarlarla torunların tatil yaptığı programlar, neden düşünülmesin?

8. Uzaktan çalışmayı sevdik

Herkesin evi bir değil, rahat edenler, sıkıntıda olanlar oldu ama iyi kötü herkes evden çalışmayı sevdi. (Bu arada ana-babalar ve öğrenciler ‘evden ders yapma’ konusunda çok zorlandılar, o başka.) Fransa gibi kimi ülkelerde ‘uzaktan çalışma’ modeli bir türlü gelişmemişti, Coronavirus ile bayağı alışıldı.

Fransa’da çalışanların üçte biri bu süreçte bir müddet de olsa evden çalışmış ve yüzde 40’ı buna devam etmeye talip.

Yani? Yani tesisler bundan böyle insanların ‘tatil yerinden çalışmasına’ imkan veren altyapıyı ihmal etmemeli. Ayrıca bu insanların alışılmış tatil / izin  dönemleri dışında “tatile gideyim, oradan çalışayım” diye düşünebileceği anlamına gelir.

9. Gerçek değerlere geri dönüş

Hükümetler ekonomiyi canlandırmak için tüketimi canlandırmaya çalışıyorlar ama çok kolay olmayacak. Bir takım “gereksiz / olmasa da olur” harcamalardan vazgeçmeyi öğrendik bu arada.

Fransızlar’ın yüzde 53’ü daha az harcamaya karar verdiklerini söylüyorlar. Bu arada ‘ikinci el’ pazarı da patlama yaptı. (Oysa bu dönemde ‘ekonomik sıkıntı’ yaşayan Fransızlar’ın oranı yüzde 20. Demek ki tek sebep bu değil.)

Yani? Yani bundan böyle fiyatlar uçmayacak.

10. Güvensizliğe karşı güven verme

Dünya korktu. Korkularımızın ‘küresel’ hale geldiğini gördük. Ve bu arada politikaya, okula, adalete, basına, hastanelere olan güvenimiz sarsıldı.

Yani? Yani, turizm sektörü önceleri pandeminin kurbanı (Coronavirus salgınından en çok zarar gören sektör) olarak görülürken, havayolları şirketlerinin utanmaz tavrı, sınırların bir kapanıp bir açılması vs derken, insanlar bu sektöre karşı da güvensizlik duymaya başladılar. Sektörün kamuoyu iletişimi mutlaka tüketiciye iyi niyet, güven ve kararlılık hissi vermeli.

11. Özellikle sağlık konusunda güven

Bu kötü bir not: Pandemi hijyen konusunda ne kadar yetersiz olduğumuz ortaya koydu. İnsanların bir kısmı bu süreçte içlerine kapanırken giyim kuşamlarına, kişisel bakımlarına da önem vermez oldular. Estetik olarak da kendilerine saygılarına kaybettiler.

Buna karşılık sağlık endişeleri arttı. Yasakların kalkmasıyla azalsa da bu endişeler devam ediyor.

Yani? Turizmciler sağlık ve hijyen konusunda güven vermeli.

12. Değişim beklentisi arttı

Krizin doğrudan ve spontane sonuçlarından biri: İnsanların çoğu (Fransızlar’ın yüzde 57’si) yaşam tarzlarının değişeceğini düşünüyor. Bu ‘değişim’ hazırlığı son bir ayda 14 puan arttı.

Yani? Yani tüketici değişime / değişmeye sanıldığından çok daha açık.