Tele-çalışma Alışkanlığı Turizm Sektörüne Yarayacak

643

Coronavirus zoruyla hayatımıza giren ‘tele-çalışma’ yani işyerine gitmeden uzaktan çalışma, turizm sektörü için bir umut olabilir.

Serdar DEVRİM

Son günlerde Coronavirus vakalarındaki hızlı artış sebebiyle hükümetin sert önlemler aldığı Fransa’da yapılan bir ankete göre Fransızların yüzde 72’si ‘tele-çalışma, profesyonel hayat/özel hayat arasında daha iyi bir denge getirebilir’ diye düşünüyor.

Ancak bunun birinci şartı (yüzde 36) çalışanların ‘evlerinin dışından, istedikleri yerden çalışmakta serbest’ olmaları. Ankete katılan şirket çalışanlarının üçte biri de otel, tatil köyü, yazlık ev gibi ‘normalde tatil için gidilen yerlerden’ çalışmak istediklerini söylüyorlar. Her iki denekten biri ‘evlerine kapanma zorunluluğu olmadan’ çalışmanın verimliliklerini artıracağını düşünüyor. Fransızlar, ‘göçebe tele-çalışma modeli’ sayesinde hafta sonu tatilini uzatılabileceklerini, daha sık tatile çıkabileceklerini ve bunu yılın 12 ayına yayabileceklerini umuyorlar. (Tabii ki Fransa’da Coronavirus sebebiyle çalışamayanlara veya zarar edenlere devletin çok ciddî yardım ettiğini unutmamak gerek.)

Kanadalı müzik prodüktörü Karl Emmanuel Picard ve oğlu Billy Picard (lesoleil.com sitesinden)

“Tele-çalışma turizmi” hayal mi?

Şimdi uzmanların aklındaki soru şu: Acaba pandemi sebebiyle yaygınlaşan tele-çalışma ve tele-eğitim, yapısal  bir değişiklik işareti olabilir mi? Pandemiden en çok zarar gören sektörlerden biri olan turizm, otelcilik ve lokantacılık bu eğilimden kârlı çıkabilir mi?

Fransız sosyolog Ronan Chastellierdiyor ki “Tatil mekanlarından tele-çalışmak daha çok genç bir kitlenin hayali ve belki de yarının çalışma modeli. Nispeten ‘mobil’ meslekleri icra eden çalışanlar daha az stresli, daha motive edici farklı bir çalışma modelinin hayalini kuruyor.” Sosyolog böyle bir çalışma modelinin çalışan mutluluğunu dolayısıyla verimliliği artıracağını düşünüyor.

Chastellier’ye göre ‘yeni bir trend’ ile karşı karşıyayız: Tele-çalışma turizmi. Aylardır eve kapalı, en azından kısıtlı yaşayan insanlar hem uzaktan çalışmanın tadını aldılar, hem şehirden bıktılar ve açtık havayı, geniş alanları, doğayı, yeşili özlediler.

Eğer (müşteriye ihtiyacı olan) turizmciler iyi şartlar önerirlerse ve hizmet arzını (sosyolojik, teknolojik vs) yeni şartlara uydururlarsa, ‘tatil ortamında tele-çalışma’ hayalleri kuran geniş bir kitleye erişebilirler. Bu yeni eğilimden sadece Antalya, Bodrum, Kuşadası, Uludağ, Kartalkaya gibi ‘klasik’ ve büyük tatil beldeleri değil, büyük şehirlerin yakınındaki, hafta sonu için, hatta bir geceliğine kaçılabilecek tesisler de faydalanabilirler.