Vişegrad Düşleri

276

İstanbul Modern Sinema, Polonya Cumhuriyeti Başkanlığındaki Vişegrad Dörtlüsü (Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya) işbirliğiyle, bu ülkelerin sinemalarından örnekler sunuyor

Vişegrad Düşleri başlıklı program 22 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da izleyici ile buluşuyor. Vişegrad Film Günleri’nin beşincisi olarak gerçekleşen seçkideki dokuz film, ortak coğrafya ve kültüre sahip dört ülkenin Holokost’tan Komünizm’e paylaşılan tarihin izlerini, geçmişten bugüne taşıdıkları düş ve düş kırıklıklarını, günümüz toplumlarının sosyal gerçekçi karmaşasını farklı dönem ve hikâyeler üzerinden inceliyor.

Filmler hangileri:

Lejyonlar: Yeni dönem Polonya sinemasının en pahalı yapımlarından biri olan Lejyonlar, Polonya’nın Çar Rusya’sına karşı verdiği özgürlük mücadelesi sırasında geçiyor. Fon, askerlerin dünyasında geçen politik bir resimle kaplıysa da, Lejyonların asıl hikâyesi Çar ordusundan firar etmiş asker kaçağı Józek ile istihbarat ajanı Ola ve nişanlısı arasındaki aşk üçgeni. Gerçek lejyonerlerin anılarına dayanılarak yazılan bu tarihi epik filmin en görkemli sahnelerinden birisi Rokitna Muharebesi’ne adanmış. Yönetmen Dariusz Gajewski. Oyuncular: Sebastian Fabijanski, Bartosz Gelner, Wiktoria Wolanska

Kaybedecek bir şey yok: Dünyanın sayılı sinema okulları arasında sayılan Łódź Film Okulu’nun son yapımlarından biri olan ‘Kaybedecek Bir Şey Yok’, terapiye katılan ve mutsuzluktan mustarip bir grup insanın hayatlarından kesitlere odaklanıyor. Terapiye gelenler kadar terapistin de kendisiyle ilgili yeni açılımlar yaptığı dram, odağına aldığı karakterler yoluyla yalnızca kişisel meselelerle değil Polonya’nın güncel politik konularına, modern insan-doğa çıkmazına da işaret ediyor. Yönetmen: Kalina Alabrudzinska. Oyuncular: Zuzanna Pulawska, Michal Surosz, Piotr Pacek

Yüz: Trajik bir kaza geçirdikten sonra tarihe “yüz nakli olan ilk Polonyalı” olarak geçen bir adamın kara komedi hikâyesi. Jacek yaşadığı küçük kasabada, dünyanın en büyük İsa heykelinin yapımında çalışırken düşüp yüzünden ağır yaralanınca, hayatı alt üst olur. Öte yandan, hastaneden çıktıktan sonra kasabadaki Katoliklerin ve medyanın farklı yüzü ortaya çıkacaktır. Film, 2018 yılında Berlinale’de Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü. Yönetmen: Malgorzata Szumowska Oyuncular: Mateusz Kosciukiewicz, Agnieszka Podsiadlik, Malgorzata Gorol

Véronıque’nin ikili yaşamı; Ruh ikizliği, mistisizm ve özlem üzerine olan bu şiirsel hikâye, Kieslowski’nin başyapıtlarından. Franza ve Polonya’da birbirinden farklı yaşam süren iki genç kadın var: Veronique ve Weronika. Kan bağları yok, hiç tanışmamışlar ama fiziksel olarak aynılar ve tuhaf bir şekilde de birbirlerinin varlıklarından haberdarlar. En önemlisi, inanılmaz güzel sesleri ve müzik yetenekleri var. Bir diğer aynılıkları da, kalplerindeki bozukluk. Filmin büyüsü, iki karakteri de harika canlandıran ve Cannes’da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alan Irène Jacob. Yönetmen: Krzysztof Kieslowski
Oyuncular: Irène Jacob, Wladyslaw Kowalski, Halina Gryglaszewska

Jüpiter’in uydusu; Cannes Film Festivali’nde yarışan bu Macar filminde ormanlık alandan kaçarken vurulan Suriyeli bir mülteci, mucizevi bir şekilde yerçekimine karşı koyarak havada yükselebilme gücüne kavuşur. Günümüz Macar toplumunun sağcı politikalarını büyülü gerçekçilik gibi ters bir tarzla inceleyerek adeta bir süper-kahraman hikâyesi sunan filmin görsel dili de yönetmenin tabiriyle “Budapeşte’de her gün hissettiğim kaos, gerilim ve baskıyı yansıtıyor.” Biz ise filmin sonunda “ahlak nedir?” sorusuyla baş başa kalıyoruz. Yönetmen: Kornél Mundruczó. Oyuncular: Merab Ninidze, Zsombor Jéger, György Cserhalmi

1945; Bu vicdan hikâyesi, Holokost’un hemen ertesinde kırsal bir Macar kasabasında geçiyor. Bir gün ellerinde bavullarla iki Ortodoks Yahudisi trenden iner ve bu haber kasabaya hemen yayılır. 1945 yılında savaş daha yeni bitmiştir ve Yahudi komşularının gönderilmesinden sonra onların el konulan topraklarına ne olacağı konusu kasaba sakinleri arasında büyük bir gerginlik yaratmaktadır. Aynı zamanda o gün tüm kasaba düğün hazırlığındadır. Sinematografisi ve siyah beyaz paletiyle etkileyici bir görselliğe sahip olan film, hassas konusuna taze bir bakış açısıyla, zekâ dolu bir noktadan yaklaşıyor.  Yönetmen: Ferenc Török. Oyuncular: Péter Rudolf, Bence Tasnádi, Tamás Szabó Kimmel

Eva Nova: Türkiye’de ilk kez gösterilecek olan Slovak yapımı Eva Nová, belgeselleriyle tanınan yönetmen Marko Skop’un ilk kurmacası. Slovakya’yı Oscar yarışında temsil eden dramın merkezinde, bir zamanlar ünlü bir oyuncuyken, alkolizmle beraber acı bir hayata düşen Eva’nın oğluyla yeniden barışma çabalarını konu alıyor. Bir yandan bağımlılığıyla mücadele eden Eva’nın bir yandan da geçmişindeki hatalarla yüzleşmesi ve kendisinin en iyi versiyonunu oynaması gerekiyor. Başrolde, oyunculuğuyla göz dolduran Emilia Vasaryova var. Yönetmen: Marko Skop. Oyuncular: Emília Vásáryová, Milan Ondrík, Anikó Varga

Bölünürsek düşeriz; Yolları ve ilişkileri Nazi Almanya’sının işgaliyle birlikte değişen üç arkadaşa odaklanan film, bir tür hakikat veya uzlaşma hikayesi değil. Josef ve Maria çifti komşunun komşuyu sattığı, kaosun, şüphenin, belirsizliğin kol gezdiği günlerde, Yahudi olan arkadaşlarını erzak dolabında gizlemeye karar verirler. Bu büyük sırla hayatları tehlikeye girecektir. Çekya’nın Oscar adayı olan film, Holokost geçmişine dair ahlak dersi vermek yerine, sıradan karakterlerinin başından geçenleri kara komedi tadında aktarıyor. Yönetmen: Jan Hrebejk Oyuncular: Bolek Polívka, Csongor Kassai, Jaroslav Dusek

Kolya; 1997 yılında Yabancı Film Dalında En İyi Film ödülünü kazanan, Çekya sinemasının en sevilen klasiklerinden Kolya, artık yaşını almış, Devlet Filarmoni Orkestrası’ndan emekli çellocu Luka ile yolu bir şekilde kesişen Rus bir anne ve beş yaşındaki oğlu Kolya arasında geçen sıcak bir öykü. 1989 yılında, o zamanki adıyla Çekoslovakya’da komünist rejimi sona erdiren Kadife Devrim sırasında geçen bu insani, trajikomik filmin başrolü, yönetmenin aynı zamanda babası da olan Zdeněk Svěrák’a ait. Yönetmen: Jan Sverák. Oyuncular: Zdenek Sverák, Andrey Khalimon, Libuse Safránková