Kybele, Polisiye Hikâye İle Evine Döndü

3468

Afyonkarahisar’da bulunduktan sonra İsrail üzerinden Amerika’ya kaçırılan ve müzayede satılmak istenen bin 700 yıllık Anadolu kökenli Kybele Heykeli’nin THY uçağı ile yarın Türkiye’ye evine dönüyor. Heykel 13 Aralık’ta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un tanıtımının ardından İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlanıyor

Heykelin ABD kaçırılması, oradan da Türkiye’ye dönmesinin öyküsü ise tam bir polisiye roman gibi çalışmalar sonucunda oldu. Gelin size Kybele’nin hikâyesini anlatalım:

Uzmanlarca milattan sonra 3’üncü yüzyıla tarihlendirilen “Kybele Heykeli” Türkiye’den 1970’li yıllarda kaçak yollarla İsrail’e götürüldü. Roma Dönemi eseri olan “Kybele” burada bir İsrail vatandaşı tarafından satın alındı.  O kişi heykelin Anadolu kökenli olduğunu beyan ederek heykeli yurt dışına çıkarmak üzere 2016 yılında İsrail makamlarına başvuruda bulundu. İsrail makamlarının heykelin fotoğraflarını Türkiye’ye iletmesi üzerine ise hemen takibe başlandı. Heykelin ABD’ye gittiği ve bir müzayede evi aracılığıyla satışa çıkacağının öğrenilmesi üzerine Bakanlık ABD makamlarından bu satışın durdurulmasını talep etti.  Eseri elinde bulunduran kişi bu takibin ardından kendi malı olduğunu beyan etti. Heykele iyi niyetli bir alıcı olarak sahip olduğunu belirtti ve Amerika’da bir dava açtı.

Uzmanlar iğne ile kuyu kazdı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu “Kybele”nin iadesi konusundaki karşı iddialarını mahkemeye taşıdı. Heykelin ülkemize ait olduğunu ispatlamaya yönelik çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarının katkıları ile başlatıldı. Bundan sonrası dedektiflik romanları gibi sürdü.
Heykelin, 1964 yılında Afyonkarahisar’da yapılan bir yol çalışmasında bulunmuş olan ve ilin müzesinde sergilenen “Kovalık Eserleri”ne tipolojik benzerliğinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca bilimsel raporla belirtilmesi üzerine çalışmalar yoğunlaştırıldı. Bunu üzerine bakanlık, emniyet ve Jandarma uzmanları adeta iğne ile kuyu kazmaya başladı. Araştırmalar söyle gelişti; Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğünce eserlerin çıkmış olduğu düşünülen bölgede 1960-1970’li yıllarda yaşamakta olan kişilerin bilgisine başvuruldu. Uzmanlar tek, tek konuştukları kişilerden bilgi kırıntıları toplamaya başladı. Kültür varlığı kaçakçılığı yaptığı adli kayıtlardan da bilinen bir şahsın 1960’lı yıllarda bölgede bulunduğu ve köylerinde kaçak kazı yapan bir kişiden kültür varlığı satın aldığını öğrenildi. İfadesine başvurulan kişilerden birinin heykeli fotoğrafını görmeden tarif etmesi ve kaçırılan Kybele Heykeli’ni diğer benzer heykel fotoğraflar arasından seçebilmesi eserin Türkiye’de bulunduğunun destekleyici bir kanıtını oluşturdu. Bu arada heykelin ortaya çıkarıldığı yıllarda Afyonkarahisar Müzesi Müdürü olarak görev yapmış olan merhum Hasan Tahsin Uçankuş’un ailesi müdürün kişisel arşivini Bakanlık uzmanlarına açtı.
Hasan Tahsin Bey’in arşivinde yapılan incelemelerde bir takım belgeler bulan uzmanlar, Afyonkarahisar’da meydana gelen tarihi eser kaçakçılığı olayının o dönem Konya’da ikamet eden bir kişi ile ilişkili olabileceğini sonucuna ulaştı. Bu kişinin de Afyonkarahisar’daki tanık ifadesinde adı geçen kişiyle aynı kişi olması tanık ifadesinin tutarlılığı arttırdı.
Konya’daki şahsın evine 1960’lı yıllarda yapılan baskına ilişkin bilgiye ulaşan uzmanlar bu kişinin Afyonkarahisar’dan benzer eserleri yurt dışına kaçırmak üzere bulundurmuş olduğunu kanısına vardı. Konya Müzesi Müdürlüğünce bulunan savcılık belgeleri ise Afyonkarahisar’da anılan bölgede kaçakçılık eylemlerinin olduğunu ortaya koydu. Benzer eserlerin yasa dışı edinimi hususunda da ek deliller sağladı.
Bilimsel kanıtlar ve eserin ortaya çıkarıldığı yıllarda bölgede yaşayan görgü tanıklarının ifadeleri ile Afyonkarahisar’daki kaçakçılık olaylarına ilişkin belgeler Kybele Heykeli’nin Türkiye’ye ait olduğunu doğruladı. Adli makamların hızlı ve titiz takibi sonucunda elde edilen deliller ve raporlardan haberdar olan esrin sahibi davayı kaybedeceğini anlayınca Amerika’da dava görülmeye başlamadan Kybele Heykeli’ni Türkiye’ye iade etmeyi kabul ettiğini açıkladı. Ve heykel Türk makamlarına teslim edildi.

Kybele Heykeli nedir?

Kybele, prehistorik dönemlerden itibaren Akdeniz Havzası’nda özellikle Anadolu’da bereket ve bolluğun sembolü ve koruyucusu Ana tanrıça olarak tapınım gördü. Kybele’nin iki yanındaki aslanlar ana tanrıçanın doğa ve hayvanlar üzerindeki hâkimiyetini gösterir.
Antik dönem sosyal ve dini yaşamında kişilerin olmuş ya da olmasını diledikleri istekleriyle ilgili ya da inandıkları tanrısal varlığı onurlandırmak üzere tanrı ya da tanrıçalara adak sunmaları yaygın bir gelenektir. Tanrıyı onurlandırmak üzere tapınaklar ya da kutsal alanlara sunulan materyaller ‘adak objesi’ olarak değerlendirilir. Kişinin sosyal ve ekonomik statüsüne göre adak objeleri basit bir taş parçasından gösterişli bir heykele kadar çok çeşitlilik gösterir. Yazıtında da yer aldığı üzere Sideropolisli Asklepiades’ın Oniki Tanrı Ana’ya sunduğu bu Kybele Heykeli bir adak heykelidir. Heykelin kaidesinde bulunan yazıt bölümünde “Hermeios’un oğlu Sideropolis’li Asklepiades adağı Oniki Tanrı Ana’ya dikti” ifadesi yer alır.