Çernobil, Dünya Kültür Mirası Adayı

1539

Ukrayna Kültür Bakanlığı, tarihin en büyük nükleer felaketinin yaşandığı Çernobil kentinin ‘Dünya Kültür Mirası’ ilan edilmesi için UNESCO’ya başvuruya hazırlanıyor. Özellikle Amerikan ‘Çernobil’ dizisinden beri, kentin yıkıntıları binlerce turist çekiyor.

Eski bir televizyon yıldızı olan yeni Kültür Bakanı Oleksandre Tkatchenko bu projesini “Çernobil Ukrayna’nın en tanınmış ve sembolik yerlerinden biri. Burayı insanlık adına koruma altına almak lazım” diye açıklıyor. Eğer bu fikir kabul edilirse, Çernobil (Türkiye’den 18 kültürel eser ve sitin de yer aldığı) listede Tac Mahal, Stonehenge, Göbeklitepe gibi dünyaca ünlü sit alanlarının arasına katılacak.

26 Nisan 1986’da dört numaralı reaktörün patlamasıyla büyük bir faciaya sebep olan Çernobil nükleer santralinin 30 kilometre çevresi güvenlik gerekçesiyle ‘yasak alan’ durumunda. Bu alan Türkiye’nin Düzce ilinden daha büyük.

24 Bin yılda temizlenmeyecek

Patlamayı önce gizlemeye çalışan dönemin SSCB iktidarı günlerce sonra felaketi kabul etmek ve kentte yaşayan binlerce insanı tahliye etmek zorunda kalmıştı. Enkazı kaldırmak ve reaktörün üstüne dev bir güvenlik çadırı inşa etmek için bölgeye gönderilen ‘temizlik ekibi’ de, gerekli önlemler alınmadığı için radyoaktiviteye maruz kalmıştı. 34 yıl sonra bugün, doğa Çernobil’i yeniden ele geçirmiş görünüyor. Yollar ve binalar yıkılmış, her yer otlarla kaplamış halde.

Uzmanlar Çernobil’in 24 in yıl daha temizlenemeyeceğini ve insan hayatını tehdit etmeyi sürdüreceğini söyleseler de, geçen yıl milyonlarca insanın izlediği Amerikan dizisi ‘Çernobil’in de etkisiyle, selfi düşkünü yeni bir ‘turist kuşağı’nın kente ilgi duyduğu görülüyor. Mart 2020’de pandemi yasakları başlamadan önce, 2019’da Çernobil’i (bir yıl öncesine göre % 72 artışla) 124 bin kişi ziyaret etmişti.

Kültür Bakanı gene de ziyaretçilerin sadece “yasak bir alanda küçük bir macera” yaşamaya gelmeyeceklerini, uzmanların üzerinde çalıştıkları gibi Çernobil’in – bir doğal felaket (pandemi) yaşadığımız şu günlerde – “bazı şeyleri idrak etmemize yardım edecek bir insanlık belleği” olmasını arzu ettiklerini söyledi.