Sinan Tanyıldız Bize Yazı Göndermiş

1654

Bir zamanlar Hürriyet internet sayfasında yaptığım gibi, bugün de yerimi eski dostum, Hürriyet Çukurova Temsilcisi gazeteci Sinan Tanyıldız’a bırakacağım. Sinan bize sevgili Adana’sını anlatacak bir kere daha. Bu yazıyı 11 Kasım 2004’te göndermişti bana. Ben de, çoktandır dalga geçtiğini ve yazı yazmadığını vurgulayıp arkadaşıma sataşmak için parantez içinde (Sinan Tanyıldız yaşıyormuş, yazı göndermiş bize) diye ilave etmişim. Sinan’ı Mayıs 2018’de kaybettik. Ama ben gönül rahatlığıyla (Sinan Tanyıldız yaşıyor, yazı göndermiş bize) diyorum. Canım dostum, söz senin…

Adana kenti yeni imajını arıyor…

Bir zamanların pavyonları ve ağaları ile ünlü kenti Adana, o yıllardan sonra kendi kabuğuna çekildi. Sanayisi, tarımı, turizmi, eğitimi, sağlık yatırımları ve sair gelişimini adeta herkesten gizledi. Şimdi sıkıntı başladı. Ve Adana yeni imajını arıyor… (Sinan Tanyıldız yaşıyormuş, yazı göndermiş bize)

ÇUKUROVA

Y.SinanTANYILDIZ

Seyhan  Nehri’nin son halini görmeyenlere Adana’ya gelmelerini önererek yazıma başlamak istiyorum. Yazılarımın sekteye uğradığını da biliyorum ama özrüm var ve biliniz ki özrüm kabahatimden büyük değil…

Adana şu günlerde imajını arıyor…

Sanayisi, turizm varlıkları ile, eğitim yatırımları ile, sağlık yatırımları ile sair etkinlikleri ile Adana aslında hiç de geri kalmış bir il değil.  Hatta çoğu ilimizin bir hayli ilerisinde. Bir kere yaşanılacak bir kent burası…

Eskiden “Ağam beni herkes tanır…” zihniyeti kentlinin belleğine yerleşmişti. Gerçekten de o zamanlar Adana bir avuç insanın yaşadığı yer vardı ve herkes birbirini tanıyordu. Ama şimdi nüfus oldu 2 milyon. Kentin bir ucu Mersin’e, diğer ucu da Osmaniye sınırlarına dayanmış, boş yer yok. Ayrıca bu geniş mekanda üretilmeyen hiçbir şey de kalmamış. Portakal bahçelerini de buna katarsanız narenciye ambarı olarak bile Adana’da yaşıyor olmaktan gururu duyabilirsiniz…

Gelin görün ki gençlerin düşüncesi çok farklı…

Kent bu kadar gelişmiş olmasına rağmen Adana hâlâ kebap diyarı olarak anılıyor, pavyonların hala açık olduğu sanılıyor ve şalgam suyu da kentin imajına renk katıyor. Gelin görün ki sanayi, turizm, eğitim, sağlık yatırımları kebabı da geçti, şalgamı da… Bir sıkıntı var…

Gençler kentin eski imajından hoşnut değil… Çünkü Adana bu değil…

Yeniden ortaya çıkmak, yeniden tanıtım kampanyasına başlamak ve yeni Adana’yı yeni şekliyle tanıtmak için toplantı üzerine toplantılar düzenleniyor…

O televizyonlarda gördüğünüz Adliye olayları hangi kentimizde yok ki… Yani Adliye de turistik kamp değil ki… İnsanlar buraya cezalı oldukları için geliyor. Yani iki düşman adliyede bir araya geliyor. Bazen de bu düşmanlar, kendilerine birbirlerini kanıtlamak için kavga ediyorlar, olmayan imajımızı da zedeliyorlar…

Dediğim gibi yakında Adana yeni imajını arıyor… Ve yakında bu imajla ortaya çok güzel projeler çıkabilir… Gençler böyle istiyor. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum… Dünyanın neresinde olursanız olun. Eğer Adana ile bir ilişkiniz varsa yeni imajın oluşmasına katkı sunarsanız sevinirim. Ve bilesiniz ki önerileriniz toplantılara götürülecek, teklif olarak sunulacaktır…

(Not: Sevgili Serdar, arayı yine açtım biliyorum… Bundan böyle hep birlikte olacağız. Ve Çukurova’yı dostlarla birlikte Türkiye ve dünyaya taşıyacağız… Adanalı sözü…)

Serdar’ın notu: Sinan gerçek bir Adanalı idi ama sözünü tutamadı. Sağlığı el vermedi. “Bundan böyle hep birlikte olacağız” dedi, olamadık. Çok özlüyoruz onu. Nûr içinde yatsın!