Antik Kent’te Yeni Keşifler

2014

Metropolis antik kenti kazılarında birbiriyle bağlantılı dört sarnıç bulundu. Yeni keşfedilen sarnıçlar antik dönemde yaşayan ustaların su mühendisliği alanındaki uzmanlığını yansıttığı ileri sürüldü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve katkılarıyla devam eden, Sabancı Vakfı tarafından desteklenen Metropolis antik kenti kazı çalışmaları, 30’ncu yılında tarihin sırlarını gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi arkeoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında sürdürülen kazı çalışmalarında birbiriyle bağlantılı dört anıtsal yapı ortaya çıkarıldı.

Ana Tanrıça Kenti olarak bilinen Metropolis’te bu yıl temmuz ayında başlayan kazı çalışmalarında daha önce antik kentte hiçbir izi olmayan dört sarnıç, 7 metrelik toprak dolgusunun altında bulundu. Geç Roma döneminde kentin su ihtiyacını karşılamak için kullanıldığı düşünülen sarnıçların, neredeyse tamamen korunmuş durumda bulunması döneme dair önemli bilgi, bulgu ve tarihi eserlerin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşıyor. 

Sarnıçlar kentin tepelerinde

Metropolis halkının aşağı kentteki su kaynaklarına alternatif olarak kentin en yüksek merkezi olan Akropolise bu sarnıçları inşa etmesinin temel nedenlerinden biri özellikle Bizans çağındaki savunma gereksiniminden kaynaklanıyor. Kente gerçekleştirilecek olası bir saldırı ya da kuşatma esnasında güçlü surlarla çevrili Akropolis’teki sarnıçlar halkın su ihtiyacını uzun süre karşılayacağı için kuşatmaya direnmek adına hayati bir önem taşıyor. Metropolis Akropolisi’nde bulunan dört sarnıcın 600 ton su kapasitesine sahip olduğu tahmin ediliyor. Halkın günlük su tüketimi, tarımsal faaliyetler ve kamu yapılarının su ihtiyacı hesaba katıldığında yan yana dört sarnıcın inşa edilme gereksinimi daha iyi anlaşılıyor. 

Antik kent kazılarına 17 yıldır destek veren Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Metropolis antik kenti kazılarını 2003 yılından bu yana desteklediklerinin belirterek “Kazılar sırasında elde edilen her yeni bulgu ile tarihe ışık tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sabancı Vakfı olarak desteklediğimiz bu kazı çalışmalarıyla her yıl antik kent insanının yaşamına ve bilgeliğine ayna tutmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi.

Kazı başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek de kazı çalışmalarıyla bundan bin 500 yıl önce bu bölgede yaşayan insanların hayatına dair yeni bir kapı açmış olmanın heyecanı içinde olduklarına değindi. Prof. Dr. Aybek “Akropoliste yeni keşfedilen dört sarnıç, antik dönemde yaşayan ustaların su mühendisliği alanında ne derece bilgili olduklarını kanıtlıyor. Sarnıçların Akropolisin aşağı yamaçlarındaki tüm yerleşime ve özellikle de yukarı hamam yapısına su sağladığını tahmin ediyoruz.  Yaklaşık üç katlı bir bina yüksekliğine sahip olan yapılar Metropolis’teki en iyi korunmuş anıtlar olması anlamında da büyük önem taşıyor. MS 12 ve 13’ncü yüzyıllarda kent halkının, sarnıçları çöplük olarak kullanmaya başladığı arkeolojik kazılarda tespit edildi. Buralarda çok sayıda yemek artığı, hayvan kemiği ve seramik parçalarından anlaşıldı. Bu alandaki en yoğun buluntular bitkisel ve hayvansal bezemelere sahip sırlı seramikler olarak öne çıkıyor. Sarnıçta tespit edilen hayvan kemikleri üzerinde yapılan incelemeler ise büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarının yoğun olarak tüketildiğini gösteriyor. Sarnıç zeminine atılmış halde bulunan ve sarnıçların inşasından önce Helenistik döneme ait olduğu belirlenen mermer mimari parçalar da gün yüzüne çıkarıldı. Bu parçalar arasında dikdörtgen bir sunak ve onurlandırma yazıtı parçası olduğu tespit edildi” diye görüşlerini açıkladı. 

1990 yılından bugüne kadar yapılan kazılar sonunda Helenistik döneme ait tiyatro, bouleuterion (meclis binası), stoa (sütunlu galeri) ile Roma imparatorluğu döneminde inşa edilen iki hamam yapısı, hamam ve palaestra (spor alanı) kompleksi, mozaikli salon, peristil ev, dükkânlar, genel tuvalet, cadde ve sokaklar gibi antik kent dokusunu oluşturan yapılar ve mekânlar bulundu. Ayrıca bu mekânların kazı çalışmaları sırasında seramik, sikke, cam, mimari parçalar, figürler, heykeller, kemik ve fildişi eserler ve birçok maden buluntudan oluşan 11 binin üzerinde tarihi eser gün yüzüne çıkartıldı. Kazılarda elde edilen eserler, İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir tarih ve sanat ile Selçuk Efes Müzeleri’nde sergileniyor.