15 Ekim 2026 Perşembe
Ana SayfaYazarSerdar’ın Çalkantılı Turizm Macerası (1)

Serdar’ın Çalkantılı Turizm Macerası (1)

Eşlerimiz aynı iş yerinde part-time çalıştıkları için biz de bir şekilde tanıştık. Bir iki kere yemek yedik, içki içtik, o kadar. İkimiz de Fransız okullarından mezun olduğumuz için bir ortak noktamız da vardı.

Serdar DEVRİM

Bir pazar günü, adı X olsun, müstakbel ortağım beni aradı, o zaman cep telefonu falan yok tabii, şimdiki adıyla “sabit” telefondan. (Böyle gizemli ifadelerle yazıyorum ki kim oldukları anlaşılmasın. Adam değiller ama ifşa etmek bana yakışmaz.) Hal hatır sorduktan sonra “İşiniz yoksa hadi bize akşam yemeğe gelin…” dedi. “İnsan akşam yemeğine aynı gün öğlen vakti mi arar?” demedim artık. Bir daha sefere, dedim. Ama çok ısrar etti. “Seninle bir şey konuşmak istiyorum, hem çok önemli, hem çok acil, hadi ne olur üşenmeyin, gelin.” Eh eşim de heves edince kalkıp gittik.

Çok önemli ve acil mevzu özetle şuymuş: Küçük ortağı olduğu turizm acentesinden ayrılmış, kendi adına bir acente kurmak istiyormuş, karısının durumu ortaklık için müsait değilmiş, çok güvenebileceği birine ihtiyacı varmış ve (galiba eylül başıydı) turizm sezonunu kaçırmamak için de şirketi hemen, bugün yarın kurmak gerekiyormuş.

“Benim işim gücüm var. Zaten turizmden de anlamam. Ayrıca sermayem de yok…”

Uzatmayayım, kendine bir ortak bulana kadar yahut karısının hukukî durumu düzelene kadar sembolik, yüzde 10 hisseyle ortak ol, beni kurtar, sonra istediğin zaman devreder çıkarsın, istersen kalırsın. Zaten limited şirket kuracağız yani hukukî bir sorumluluğun da olmayacak… O kadar ısrar etti ki, artık “hayır” diyemedim.

Zaten avukatı tedbiren her şeyi hazırlamış, iki üç günde şirketi kurduk. Ama tabii konuştuğumuz gibi olmadı. Şirketin bir sekreteri bir ofisboyu var, kuruluş işlemleri, büronun tefrişi vs., işte yurt dışına gönderilecek turizm kataloğunun hazırlanması (“bu senin işin, lütfen sen hallediver…”), yurt dışı acentelerle temas kurulması (sadece incoming işi yapacağız), çok yoğunuz, yetişemiyoruz, bir ucundan da sen tut… derken ben işe bulaşmış oldum. (Ortağı olduğum gıda pazarlama işinde de iki ortağa iş yoktu, yaşça büyük ortağım işi götürüyordu, ben biraz kenarda kalıyordum.)

Önce muhasebe işi bana yıkıldı, faturaydı, defterlerdi vs. Sonra yurt dışı acentelerle ve otellerle işi götürmek bana kaldı. Derken boğazıma kadar işe battım. Neyse uzatmayayım, yüzde 10 hissemle kendimi işin yüzde 90’ını yapar buldum. Bütün aptal ortaklar gibi. Tabii akşam acenteden geç bir saatte çıktıktan sonra haldır, haldır kendi işime koşuyorum, geç saatlere kadar orada da mesai yapıyorum. O sene bir iki grup yaptık, maaşları ve kiramızı ödedik. Ve asıl, ertesi yaz sezonu için (tabii ki X’in bağlantıları sayesinde) çok iyi bir iş bağladık. Ege sahillerinde 125 odalı bir tatil köyünü kapattık. Club Méd benzeri (daha küçük ama iyi bilinen) bir şirket bize, yaz boyunca Fransa’nın dört şehrinden charter’larla turist getirecek. Bir yıllık bir acente için çok büyük bir operasyon yani.

Birinci kriz: Üçüncü ortak

Bu arada, “çok büyük bir dış acenteyi bize getirme” karşılığında X’in, bana danışmadan ve yüzde 25 hisse vererek bize ortak ettiği bir yeni ortak macerası atlattık. (Herif bizimle ortak olduktan sonra bizim imkânlarımızı, bizim telefonlarımızı, bizim teleksimizi kullanarak, bizim hesabımıza yurt dışına ve Antalya’ya iki üç kere uçarak) kendi acentesini kurmuş. Bir sabah büroya bir geldik ki tası tarağı toplayarak gitmiş. Meğer otellerle, otobüs firmalarıyla, lokantalarla anlaşmaları da “kuracağı acente adına” yapmış, bizim turizm dehası X’in haberi bile yok.)

İkinci kriz: Operasyon müdürü

Tabii tatil köyünün başında birinin durması lazım. Ben gidersem acentenin (gerçekten çok yoğun – anlatacağım) işlerini kim yapacak? Bizim X beyefendi ne rahatından ne de fiyakasından vazgeçer, onun gitmesi söz konusu değil. Sezon da başlamak üzere. Tatil köyüne koyacak profesyonel bir operasyon müdürü bulmak mümkün değil. Güvenilir bir turist rehberi koyalım, dedi X. İnsanları o tanıyor, ben kimseyi tanımıyorum. Ama bütün rehberler bir yerlere söz vermiş, kimseyi bulamadık.

Sonunda… Ama durun, burası çok eğlenceli bu hikâyenin (zaten çok da uzadı), izninizle haftaya kalsın.

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar