18 Ocak 2026 Pazar

Buz ve Nakış

Bayburt’un karlı tepelerinde doğanın ve kadının gücünü buluşuyor. Kadın Eğitim Merkezi şantiyesinde buz heykeller aracılığıyla kadının üretkenliği ve dayanıklılığını görselleştiren performans, kış mevsiminin doğal döngüsüyle bütünleşiyor.

Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın “Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi” projesi kapsamında, Prof. Dr. Mehmet Kavukçu’nun gerçekleştirdiği özgün performans var. Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın “Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi” projesi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Kavukçu’nun imzasını taşıyor.

Performans da, kadın eğitimi, istihdamı ve güçlendirmesi vizyonunun yaratıcı bir yansıması olarak, doğanın zorlu koşullarında bile üretmeye devam eden Anadolu kadınının gücünü simgeliyor. Doğanın en sert halini sanatsal bir dile dönüştürürken, kadının üretkenliğini ve dayanıklılığını buz heykeller aracılığıyla görselleştiriyoruz” diyor.

Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, projenin özgünlüğünü şöyle değerlendiriyor: “Buzun şeffaflığı ve yarattığı nakış, kadına ne kadar da yakışıyor. Bizim nakış kültürümüz hep kadından gelir. Bu projede buz, tıpkı kadınlarımız gibi hem dayanıklılığın hem de inceliğin temsilcisi oluyor. Yirmi yıl önce Baksı’da bir hayal ile çıktığımız yolda, bugün yeni bir dönüm noktasındayız. Çoruh’un kıyısında yükselen Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi, sadece bir bina değil, kadim Anadolu topraklarında yeşeren umudun ta kendisi. Ancak bu yolculukta yalnız değiliz, yalnız olmamalıyız. Nasıl ki bir kilim tek başına dokunmaz, bir nakış tek iğneyle işlenmezse, bu merkez de ancak sizlerin desteğiyle tam anlamına kavuşacak. Her bir gönüllümüz, bu büyük dokumanın vazgeçilmez bir parçası olacak.

Bu toprakların kadim geleneğinde var olan imece kültürünü, modern zamanın ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Sizleri, bu büyük dönüşümün parçası olmaya davet ediyorum. Gelin, Bayburtlu kadınlarımızın ekonomik bağımsızlık yolculuğuna ortak olun. Gelin, geleneksel el sanatlarımızı dünyaya açalım. Gelin, bu toprakların hikayesini birlikte yazalım” diyor.

Çok katmanlı bir sanat deneyimi

Performans, yalnızca görsel bir deneyim sunmanın ötesine geçiyor. Proje kapsamında, gökyüzünün özgür ruhlarına sofra kurulurken, sanatın ve doğanın dans ettiği yeni bir boyut açılıyor. Kuşlar için serpilen yemler, gelecekte filizlenecek bir diyaloğun tohumları gibi bekliyor. Prof. Dr. Kavukçu, bu şiirsel buluşmanın hikayesini şöyle anlatıyor: “Bu projede kuşları da sanatın bir parçası haline getirmek istedik. Onların bu mekânla, bu yapıtla kuracakları ilişki, aslında doğa ve insan arasındaki uyumun da bir göstergesi olacak. Her bir yem tanesi, gökyüzünden gelecek misafirlere yazılmış birer davetiye gibi, yeryüzünde sabırla bekliyor. Bu proje, zorlu hava koşullarında bile tutkuyla üreten kadınlarımızın kararlılığının bir yansıması. Kar altında açan kardelen misali, her bir eserimiz umudun ve direncin simgesi haline geliyor. Soğuk rüzgarlar eserken bile ellerimiz durmadan çalışıyor, çünkü sanatın sıcaklığı içimizi ısıtıyor. Üretirken zamanı unutuyoruz, mevsimlerin ötesine geçiyoruz. Bu deneyim, sanatın dönüştürücü gücünün en somut göstergelerinden biri. Her bir motif aslında kadınlarımızın yaşama ve üretime olan inancının izlerini taşıyor” diye anlatıyor.

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar