Türk dizilerini yaklaşık 170 ülkede 1 milyar kişinin izlemesi, turizm açısından yeni bakış açısını gündeme getiriyor. Ekranda gördüğümüz Türkiye’yi gerçek hayatta görmek isteği nasıl seyahate dönüşüyor?

Birçok evde birbiri ardına izlenen ve çoğu kişiyi ekran başına kilitleyen Türk dizileri, bilindiği birçok yabancı ülkede de ilgi görüyor. Birçoğunun gerçekleri yansıtmadığı aşırı zenginli, mafyalı, cinayet, kıskançlık, geçimsizlik, parçalanan aileler üzerinden kurgulanan çoğu dizleri yabancılarda seviyor.
Ekran kapanıyor Yola çıkıyorlar
Dizilerim final bölümleri bittikten sonra diziden etkilenen kişiler için dizdeki hikâye burada bitmiyor. İstanbul’un bir semti, Boğaz manzarası, Kapadokya’nın vadileri, bir restoran, tarihi bir konak veya Anadolu’daki küçük bir kasaba izleyicinin aklında kalıyor. Dizler seyahat acentesi gibi çalışıyor. Bu işin uzmanları “Bir turistin Türkiye hakkında bilgi edinmesi için artık yalnızca klasik reklam filmlerine ihtiyacı yok. Bazen bir karakterin yürüdüğü sokak, bir ailenin oturduğu sofra veya dizide birkaç saniye görünen bir manzara, destinasyonun tanıtımını yapabiliyor. Üstelik bunu reklam diliyle değil, hikâye diliyle yapıyor” diye yorumluyor.
Çok Değerli Tanıtım
Türkiye’nin dizi ihracatındaki başarısı bu nedenle turizm açısından çok değerli. İnsanlar yalnızca ülkeleri değil, hikâyeleri ziyaret etmek istiyor. Yeni turizm stratejisinin görünmeyen kahramanı oluyor diziler. Dizilerden turizme uzanan yolun daha sistemli ele alınması gerekiyor. Çekim yapılan yerlerin korunması, ziyaretçi rotalarının hazırlanması, yerel işletmelerin sürece dahil edilmesi ve dizinin yarattığı ilgiden destinasyonların uzun süre faydalanabilmesi önemli. Çünkü bir dizinin başarısı birkaç ay sürebilir.
Ama doğru değerlendirildiğinde o dizinin çekildiği sokak, meydan, restoran veya şehir yıllarca bir turizm hafızasının parçası olabilir. Belki de Türkiye’nin yeni tanıtım filmi artık 30 saniyelik bir reklam olmayacak. 45 dakikalık bir dizi bölümü olacak..

