29 Eylül 2026 Salı
Ana SayfaYazarSezen Senin Babanın Oğlu mu?

Sezen Senin Babanın Oğlu mu?

Geçenlerde X’te (eski adıyla Twitter) Sezen’in muhteşem parçalarından birini (Gülümse) paylaştım ve bir sitemde bulundum: “Şarkıcılığını bilmem ama söz yazarı olarak Sezen Türk dilinin önemli şairlerinden biridir. Keşke bizi satmasaydı ve kalbimizdeki müstesna yerini kaybetmeseydi…”

Serdar DEVRİM

Mesajımı sadece 150-160 kişi görmüş, iki kişi beğenmiş ama birisi, bir takipçi bana çok kızmış, direkt mesaj atmış: “Sezen Aksu senin babanın oğlu mu ki böyle bir sanatçıdan ‘Sezen’ diye bahsediyorsun? Haddini bil…” Belli ki Sezen muhibbi (severi) olan bu Sazan’a buradan cevap vereyim. 

Benim ana-baba evimde akşam yemeği önemli bir an, akşam sofrası önemli bir yerdi. Babam, annem, ablam ve ben mutlaka birlikte sofraya oturur, sohbet ederek yemeğimizi yerdik. Ama hemen her zaman soframızda misafirlerimiz olurdu. Çocukluğumda bunlar genellikle annemin ve babamın arkadaşları ve dostları idi. (Tabii ki biz de sık sık onların evlerine giderdik.) 

Babam gazeteci ve yayımcı, annem de çevirmen olduğu için soframızdan zamanın tanınmış gazetecileri, şairleri, yazarları doktorları, hasılı o günün Türkiye’sinin “aydınları” eksik olmazdı. Tabii ki 1960’ların ve erken 1970’lerin gergin ve hareketli siyaseti, ama asıl kitap, tiyatro, edebiyat, kültür, sanat sohbetleri yapılırdı. Anam-babam çocuklarını “adam yerine” koydukları için biz de bu sohbetleri ve tartışmaları dinleme ayrıcalığına sahiptik. 

Bu sohbetlerde adı sıkça geçen isimlerden bazıları hâlâ aklımda: Sait, Orhan, Yıldız, Şevket Süreyya, Nâzım, Vâ-Nû, Yaşar, Abdi, Çetin, Genca, Gülriz, Engin, Bedri Rahmi, Orhan, Sevinç vd…

Dikkat ederseniz soyadlarını saymadım, sadece önadlarıyla söz ettim. Bazıları, sofranın sahip ve müdavimlerinin yakın dostları oldukları, hatta bazen o sofraya katıldıkları için isimleri bu şekilde. Ama böyle anılmalarının asıl sebebi bu değildi…

Bizim evde Sait Faik Abasıyanık’tan her zaman “SAİT” diye söz edilir. Hâlâ bugün bile. ORHAN denir, Orhan Veli Kanık demeye gerek yoktur. Türk insanı “çok sevdiği, benimsediği, kendine yakın hissettiği (tanınmış) insanlardan böyle söz eder.

Biz YUNUS deniz. Yunus Emre demeye gerek yoktur. Çünkü (Taptuk Emre’nin bir gün dediği gibi) o bizim için “Bizim Yunus”tur. Yaşımız tutarsa Manço’suz BARIŞ deriz. Tutmazsa “Barış Abi”. 

Yıldız Kenter, Şevket Süreyya Aydemir, Nâzım Hikmet Ran, Vâlâ Nurettin, Yaşar Kemal Gökçeli, Abdi İpekçi, Çetin Altan, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Orhan Boran, Sevinç Tevz…

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar