22 Ekim 2026 Perşembe
Ana SayfaTeknolojiGündem; İnsanın Dönüşümü

Gündem; İnsanın Dönüşümü

Haliç Kongre Merkezi’nde Türkiye Innovation Week 2026 adlı etkinlik düzenlendi. Etkinlikte yapay zekâdan robotik teknolojilere uzanan gelişmeler “Humanity 6.0” temasıyla ele alındı. Üç günlük organizasyonda, inovasyonun yaşam üzerindeki etkilerini gündeme taşındı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından, Ticaret Bakanlığının desteğiyle düzenlenen Türkiye Innovation Week bu yıl 13’üncü kez gerçekleşti. Organizasyonun merkezinde, teknolojinin gelişme hızından çok, insanın bu değişime nasıl uyum sağlayacağı sorusu yer aldı. “Humanity 6.0 – İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla hazırlanan programda yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji ve veri teknolojilerinin geleceğe etkileri farklı perspektiflerden değerlendirildi.

İnovasyonda İnsan Odaklı Yaklaşım

Program kapsamında insan ile yapay zekâ arasındaki ilişki, eğitim sistemlerinin dönüşümü, dijital kimlik, güven, yaratıcılık ve toplumsal dayanıklılık gibi başlıklar öne çıktı. Teknolojik gelişmelerin yalnızca ekonomik verimlilik ve rekabet gücü açısından değil, insanın yaşam biçimi ve toplumsal ilişkiler üzerindeki etkileri bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Organizasyon, iş dünyası ile akademi, girişimcilik ekosistemi ve gençleri aynı platformda buluşturarak geleceğin çalışma ve üretim modellerine ilişkin tartışmalara alan açtı.

Kusursuz Hayatı Değil Kendi Hayatını yaşa  

Yapay zeka ile ilgili çok çeşitli konular gündeme getirilirken etkinliğin dikkat çeken çalışmalarından birisi de Kusursuz adlı film oldu.

Senaryosunu ve yönetmenliğini genç yetenek Bora Somunoğlu’nun yaptığı film büyük ilgi gördü. Somunoğlu, 10 dakika 38 saniyelik yapay destekli bir animasyon olan filmin bilimkurgu – psikolojik drama türünde olduğunu belirterek eserini şöyle anlattı:

“Filmin şarkı prodüksiyonu Simya Karakoç, küratörlüğünü de Ayşe Demirci yaptı. Kusursuz, hayatımızı kolaylaştıran yapay zekâ sistemleriyle kurduğumuz ilişkinin nerede desteğe, nerede yönlendirmeye dönüştüğünü sorgulamak istedim. Filmin çıkış noktası şu soruydu: “Bizim için her şeyin en iyisini seçen bir sistem, zamanla kendi seçimlerimizi yapma yetimizi de elimizden alabilir mi?” Hikâyede yapay zekâ kötü niyetli bir düşman değil; insanı korumaya çalışırken onun yerine karar vermeye başlayan bir yol arkadaşı. Çatışma da buradan doğuyor: Acıyı, belirsizliği ve hata ihtimalini ortadan kaldırmak, gerçekten iyi bir hayat yaratmak anlamına geliyor mu? Yoksa bizi biz yapan deneyimlerin bir kısmını da siliyor mu?
Film, teknolojiyi reddetmeyi değil, onunla kurduğumuz ilişkinin sınırlarını yeniden düşünmeyi amaçlıyor. Yapay zekâyı üretim sürecinde kullanarak aynı teknolojinin hayatımızdaki rolünü sorgulaması da bu yaklaşımın bir parçası. Kusursuz’un izleyicide bırakmak istediği düşünce, mutluluğun ya da güvenliğin değersiz olduğu değil; bunların kendi hayatımız üzerinde söz sahibi olmanın yerini tutamayacağı. Filmin merkezindeki arzu da son cümlesinde karşılığını buluyor: “Kusursuz hayatı değil, kendi hayatımı yaşamak istiyorum.”

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar