29 Ağustos 2026 Cumartesi
Ana SayfaYazarSerdar’ın Turizm Macerası (2)

Serdar’ın Turizm Macerası (2)

Nerede kalmıştık? Evet, tatil köyünün başında durmak için acilen bir operasyon müdürü arıyorduk. Bulamıyorduk. X’in aklına geldi birden: “Kerem’i göndersek?”

Serdar DEVRİM

(Kod adı) Kerem benim, o tarihte yirmi yıllık arkadaşım. Matbaacı. Bizim broşürleri, muhasebe evrakını, antetli kağıtlarımızı falan bastığı için acenteye gelip gidiyor, X oradan tanıyor ve (Kerem’de şeytan tüyü olduğu için) çok da seviyor.

“İşi gücü var. Dükkânı var. Zaten üç ay sonra evlenecek, nişanlısını da bırakıp gider mi, bilmem ki?”

Hele bir gelsin konuşalım, dedik. Kerem geldi. Teklif ettik. “Ne iş yapacağım, ben turizmden, tatil köyünden anlamam ki…” dedi. İşi özetle anlattık.

Üstünden kırk yıl geçti, Kerem hâlâ unutmadı, gülerek anlatsa da kafama kakıyor:

“Ulan bu herifler (X.le benden bahsediyor) bana şöyle dediler:

– Senin yapacağın bir şey yok aslında. Zaten Fransız acentesinin chef de village’ı (yani tatil köyü sorumlusu) olacak, her işi o yapacak. Sen sadece bizim adımıza işlere göz kulak olacaksın. Mesela yemek vakti masalara bir göz atacaksın, masada tuzluk karabiberlik var mı?, bir eksik noksan var mı?”

Tabii Kerem beş ay boyunca doğru dürüst uyumadı, İzmir’le tatil köyü arasında git gel belki on bin kilometre yol yaptı, tam anlamıyla “anası… ağladı” adamın. Çünkü tesis o kadar kötü, patron o kadar üçkâğıtçı, bu arada Fransız acente o kadar sorumsuzdu ki… Akıl almaz bir kaosu yönetmesi gerekti.

Neyse o gün Kerem’i ikna ettik mi? desem, kandırdık mı desem? Tabii yüzlerce yabancının kalacağı (en az yüzde ellisi genç kadınlar bu arada, o günkü nişanlısı bugünkü eşi Serap duymasın) bir tatil köyünün başında olmak cazip gelmiş olmalı. Matbaa işinin de ölü sezonu, beş ay çalışıp iyice ve toplu bir para almak da işine geldi herhalde, evlilik öncesi. Peki demiş bulundu ki… sekreterimiz Alin lafa girdi:

– Kerem Bey, sizin evet diyeceğinizi bildiğimiz için ben hazırlık yapmıştım. Hadi aşağıdaki pasaja inelim (acente, altında büyük bir pasaj bulunan bir binadaydı) tatil köyü için sizin üstünüze başınıza bir şeyler alalım…

(Kerem gene gülerek anlatıyor: “Ulan her şeyi önceden ayarlamışlar. Aşağı bir indik bütün dükkancılar bizi bekliyor. Bir valiz, içine pantolon, gömlek, tişört, çamaşır… Beni askere gider gibi giydirdiler beş dakikada. İzmir’e uçak biletimi de almışlar benim cevabımı beklemeden. Kırk sekiz saat sonra Adnan Menderes Havalimanı’nda buldum kendimi.)


(Kerem’in ve Serdar’ın acıları, haftaya…)

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar