Turizm artık yalnızca bir yere gitmekten ibaret değil. Gezginler, gittikleri destinasyonda hikâyesi olan anlar yaşamak, yerel hayatın içine karışmak ve eve döndüklerinde anlatacakları hatıralar biriktirmek istiyor. Bu değişim, son yıllarda bağbozumlarına, zeytin hasadından yöresel lezzet rotalarına uzanan deneyim turizmini seyahat dünyasının yükselen trendlerinden biri haline getirdi. Şimdi bu renkli rotalara bir yenisi eklendi: incir hasadı.

Havran Belediyesi ve Flygroup Seyahat Acentesi ile iş birliğinde düzenlenen “Havran Siyah İnciri Hasat Turu”, 45 seyahat severi Balıkesir’in Havran ilçesinde buluşturdu. Katılımcılar yalnızca incirin dalından sofraya uzanan yolculuğuna tanıklık etmekle kalmadı; ilçenin tarihini, kültürünü, yerel lezzetlerini ve doğal zenginliklerini de keşfetti.
Dalından koparılan bir deneyim
Balıkesir’in “Festivaller Kenti” kimliğinin yanı sıra doğası ve coğrafi işaretli ürünleriyle de dikkat çektiğini belirten Flygroup Seyahat Acentası Genel Müdürü Yıldırım Baydar, kentin farklı ilçelerinde keşfedilmeyi bekleyen önemli bir turizm potansiyeli bulunduğuna dikkat çekti. “Edremit Bizimle Geziyor” sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Baydar, Havran’daki incir hasadının ardından mandalina, zeytin ve nar hasadı turları düzenlemeyi planladıklarını belirterek “Edremit’i kongre turizminde öne çıkarmak amacıyla sektör paydaşlarıyla ortak çalışmalar yürütüleceğiz. Bu yaklaşımın en güzel örneklerinden biri ise Havran Siyah İnciri. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenen incir; ince kabuğu, kabuğuyla birlikte yenilebilmesi ve kendine özgü aromatik tadıyla öne çıkıyor” dedi..

Kaz Dağları’ndan gelen lezzet
Kaz Dağları’nın eteklerinde yer alan Havran’ın iki taraftan oksijen aldığını vurgulayan Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy da ilçenin tarımsal ürünlerindeki lezzetin sırrı biraz da burada saklı olduğu görüşünde. Ersoy “İncir hasadı turuna katılan ziyaretçiler, meyveleri dalından kendi elleriyle toplama fırsatı buldu. Böylece market raflarında ya da sofralarda karşılaşılan incirin hikâyesi, toprağın ve ağacın başında başladı. Havran’ın bereketli toprakları zeytin, incir, nar ve mandalinanın yanı sıra farklı hasat deneyimlerine de imkân veriyor” dedi. Katılımcılar, I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi’nde gösterdiği kahramanlıkla tarihe geçen Seyit Ali Çabuk’un, bilinen adıyla Seyit Onbaşı’nın, adına yaptırılan Kocaseyit Anıtı’nı ziyaret etti. Ocean Zırhlısı’nı batıran top mermisini kaldırmasıyla hafızalara kazınan Seyit Onbaşı’nın hikâyesini bu kez torunu Muhammed Yıkar’dan dinlediler. Bu ziyaret, turun yalnızca bir hasat gezisi olmadığını da gösterdi. Havran’da doğa, tarım ve tarih aynı rota üzerinde buluştu.

“Yaşayan Müzede Havran’ın hikâyesi
Gezinin bir başka durağı Havran Kent Müzesi oldu. İlçenin binlerce yıllık değişimini ve gelişimini gözler önüne seren müze, klasik bir sergi alanından çok daha fazlasını sundu. “Yaşayan müze” anlayışıyla kurgulanan mekânda ziyaretçiler, Havran’ın geçmişinden bugüne uzanan hikâyelere tanıklık etti. Rotanın tarih kokan bir diğer durağı ise Terzizade Konağı’ydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Şubat 1923’te Havran’a geldiğinde ağırlandığı üç katlı konak, aynı zamanda Atatürk ile Çanakkale Kahramanı Seyit Onbaşı’nın buluşmasına da ev sahipliği yaptı. Gezginler, bu tarihi karşılaşmanın izlerini konağın atmosferinde yeniden keşfetti. Havran gezisi, elbette lezzet durakları olmadan tamamlanmadı. Katılımcılar, girişimci Funda Filiz Döner’in Türkiye’de bir ilke imza atarak soğuk sıkım zeytinyağından sabun ürettiği İda Flora fabrikasını ziyaret etti. Ardından Havran’ın yöresel tatlarını keşfeden gezginler, höşmerim ve karanfilli leblebinin yanı sıra bölgeye özgü süt ürünlerinin tadına baktı. Böylece bir günlük rota; incir ağacından tarihe, müzeden zeytinyağına, yöresel tatlardan yerel üretime uzanan zengin bir deneyime dönüştü.
Hasat turizmi büyüyen bir rota olacakk
Havran’daki incir hasadı turu, aslında değişen seyahat alışkanlıklarının da küçük ama dikkat çekici bir örneği. Çünkü yeni nesil gezgin için bir destinasyonun yalnızca “görülecek” değil, yaşanacak bir yer olması giderek önem kazanıyor. Bir inciri dalından koparmak, yerel üreticiyi tanımak, bir yörenin hikâyesini o topraklarda dinlemek ve sofraya gelen lezzetin nereden geldiğini görmek… Bütün bunlar seyahati sıradan bir geziden çıkarıp kişisel bir hatıraya dönüştürüyor. Havran ise incirle başlayan bu hikâyeyi mandalina, zeytin ve nar hasatlarıyla büyütmeye hazırlanıyor. Anlaşılan o ki bundan sonra seyahat çantalarına yalnızca fotoğraf makinesi değil, hasat sepeti de koymak gerekecek.

