16 Eylül 2026 Çarşamba
Ana SayfaYazarMutluluk Yolculuğun Kendisidir

Mutluluk Yolculuğun Kendisidir

İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin 1997 yapımı Altın Palmiye ödüllü filmi Kirazın Tadı’nı bilir misiniz, seyrettiniz mi? Rastlarsanız seyredin. Orada şöyle bir cümle vardır (filmin konusuyla ilgili olarak) beni çok etkileyen: “Uzun yoldan gidelim, taşlıdır ama güzeldir…” Çok şey ifade eder bu tek bir cümle.

Geçenlerde elime eski bir yazım geçti. 2003’te (inanılır gibi değil, 23 sene olmuş!) Hürriyet’te yayımlanmış. O günlerde Türkiye’de gazetelerin, televizyonların gündemi çok iç karartıcıymış. Ben de, demek ki okura ama asıl kendime gaz vermek istemişim. İzninizle bir ilave yapmadan sizinle paylaşacağım bu yazıyı.

Serdar DEVRİM

Mutluluk yolculuğun kendisidir. Evet, mademki en kötü olaylara bile farklı açıdan bakacağız, diye çıktık yola… 

Baron Edouard-Jean Empain 1970’lerde dünyanın en mutlu insanlarından biriydi. Fransa’nın en zengin ailelerinden birine mensup başarılı bir işadamı, sosyetenin ve medyanın gözbebeği, burnu havada bir aristokrattı. (Galiba Belçikalı idi, ama Fransa’da yaşıyordu.)

Sonra bir gün, 23 Ocak 1978’de, teröristler tarafından kaçırıldı. Küçük parmağını kesip ailesine gönderdiler. Kendini beğenmiş baronun, salya sümük ağlarken, kendini kaçıranlara yalvarırken çekilmiş video kasetini basına dağıttılar. Fidye ödendi, Baron serbest kaldı. Ama karısı çocuklarını alıp gitti. Baron iflas etti. İnsan içine çıkamaz hale geldi.

Yani, hayatı yıkıldı.

Bu olaydan yıllar sonra, VSD adlı dergi, bir zamanların bu gözde milyarderini bulup, röportaj yapmıştı, 1993’te. Empain, gazeteciye şöyle diyordu:

“İkinci bir hayat yaşadığım için çok şanslıyım. Artık çok farklı bir insanım. Evet, kaçırılmak ve hayatım yıkılması belki benim için iyi oldu aslında. Eskiden, iyi şeylerin hep ileride olduğunu düşünürdüm. Hep, bir şeylerin peşinden koşar dururdum. Ertesi günkü bir randevu, iki ay sonraki yönetim kurulu toplantısı… Yaşadığım anı fark etmiyordum bile. Artık geleceğim yok, bugünüm var, şimdim var. Geçen her saat güzel, keyifli. Yaşım 56, bundan sonra değişecek değilim. Kendi kendime soru da sormuyorum. Neysem kabulüm, oyum. Sonra? Sonrası yok. Ama yaşamaktan zevk alıyorum, her anın tadını çıkarıyorum. Nihayet bir bilge oldum galiba… Mutluluk denilen şey, belki de budur!”

Bir kere daha tekrarlayayım isterseniz…

“Mutluluk varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir.” Şimdi, derin bir nefes alın. Yaşadığınız, nefes aldığınız, sevdiğiniz ve sevildiğiniz için ne kadar şanslı olduğunuzun bilincine varın. Gidip kendinize sevdiğiniz bir müzik kasetini, bir kitap alın, yahut aklınız kalan o kırmızı kazağı… Akşam karınıza bir gül götürün. Bu hafta sonu çocuklarla sinemaya gidin. Paranız mı yok? Olsun. Pazar günü, Boğaz’da bir kahveye oturup çayınızı için… O anı şimdiden düşünün, heyecanlanın…

Serdar burada ve nöbet yerini terk etmez, merak etmeyin! Hürriyet, 9 ocak 2003

İLGİLİ MAKALELER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -

Çok Okunan

Son Yorumlar